93 Harbi’nin Osmanlı Tarihindeki Yeri ve Balkan Savaşları' na Uzanan Süreç

93 Harbi: Osmanlı’nın Kaderini Değiştiren Savaş

93 Harbi, yalnızca Osmanlı Devleti ile Rusya arasında yaşanan büyük bir savaş değildir. 

Balkanların etnik ve siyasi haritasını değiştiren, yüz binlerce insanı yerinden eden, Osmanlı’nın Avrupa’daki hâkimiyetini ağır biçimde sarsan ve sonraki onlarca yılın krizlerine zemin hazırlayan tarihsel bir kırılmadır.

Savaş, Osmanlı takviminde 1293 yılına denk geldiği için halk arasında “93 Harbi” olarak anılmıştır. 

Miladi takvime göre ise savaş 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşıdır.


Savaş Neden Çıktı?

19.yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı Devleti, Balkanlar üzerindeki hâkimiyetini korumakta giderek zorlanıyordu. 

Milliyetçilik hareketleri güçlenmiş, özellikle Sırp, Bulgar ve Karadağlı topluluklar arasında bağımsızlık talepleri yaygınlaşmıştı.

Rusya ise kendisini Balkanlardaki Ortodoks ve Slav halkların koruyucusu olarak görüyor, aynı zamanda Osmanlı üzerindeki nüfuzunu artırmak ve sıcak denizlere ulaşmak istiyordu.

1875’te Bosna-Hersek’te başlayan isyanlar, ardından Bulgar ayaklanmaları ve Osmanlı-Sırbistan çatışmaları Avrupa’daki gerilimi artırdı. 

Büyük devletlerin Osmanlı üzerindeki reform baskısı sonuç vermeyince Rusya, 24 Nisan 1877’de Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti.

İki Büyük Cephe: Balkanlar ve Kafkasya

93 Harbi iki ana cephede yürütüldü.

Balkan cephesinde Rus orduları Romanya üzerinden Tuna’yı geçti ve Osmanlı topraklarına ilerledi. 

Osmanlı savunmasının en sembolik noktası Plevne oldu.

Gazi Osman Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri, kendilerinden çok daha güçlü Rus ve Rumen ordularını aylar boyunca durdurdu. 

Plevne savunması yalnızca Osmanlı tarihinde değil, Avrupa askerî tarihinde de büyük yankı uyandırdı.

Ancak uzun süren kuşatma sonucunda erzak ve mühimmat sıkıntısı arttı. 

Osman Paşa’nın kuşatmayı yarma girişimi başarısız oldu ve 10 Aralık 1877’de Plevne düştü.

Plevne’nin kaybedilmesi, Balkan cephesinin kaderini belirledi. Rus orduları artık İstanbul yönünde hızla ilerlemeye başladı.

Şıpka Geçidi: Balkanların Kilidi

Savaşın en kanlı mücadelelerinden biri Bulgaristan’daki Şıpka Geçidi çevresinde yaşandı.

Geçidin kontrolü, Rus ordularının Balkan Dağları’nı aşarak Güney Bulgaristan’a inebilmesi açısından hayati önem taşıyordu.

Osmanlı kuvvetleri Süleyman Paşa komutasında geçidi geri almaya çalıştı ancak başarılı olamadı. Şıpka’nın Rusların elinde kalması, Osmanlı savunmasının Balkanlardaki stratejik dengesini bozdu.

Rus Orduları İstanbul’un Kapısına Dayandı

Plevne’nin düşmesinden sonra Osmanlı savunması hızla çözüldü.

Rus ordusu Sofya ve Edirne üzerinden ilerledi ve İstanbul’un hemen dışındaki Yeşilköy’e, dönemin adıyla Ayastefanos’a kadar ulaştı.

Osmanlı başkentinde büyük bir korku hâkimdi.

Rus ordusunun İstanbul’a girmesi artık teorik bir ihtimal değil, birkaç günlük askerî gelişmeyle gerçekleşebilecek gerçek bir tehdit hâline gelmişti.

Ancak Rusların İstanbul’u ele geçirmesi, özellikle İngiltere başta olmak üzere Avrupa devletlerinin çıkarlarını tehdit ediyordu.

İngiliz donanmasının İstanbul açıklarına gelmesiyle uluslararası baskı arttı ve Rus ilerleyişi durdu.

Doğu Cephesi: Kars, Ardahan ve Erzurum

Savaşın ikinci büyük cephesi Kafkasya ve Doğu Anadolu’ydu.

Rus orduları Ardahan ve Kars üzerine ilerledi. Özellikle Kars, savaşın en önemli kayıplarından biri oldu.

1877 sonlarında Kars Rusların eline geçti.

Rus orduları Erzurum’a kadar ilerledi ancak şehrin tamamen ele geçirilmesi mümkün olmadı. 

Aziziye Tabyaları çevresindeki mücadeleler, savaşın hafızalara kazınan olaylarından biri hâline geldi.

Erzurum halkının da savunmaya katılması ve Nene Hatun gibi isimlerin halk hafızasında sembolleşmesi, 93 Harbi’nin yalnızca düzenli orduların değil sivillerin de doğrudan parçası olduğu bir mücadele olduğunu gösteriyordu.

Ayastefanos Antlaşması: Osmanlı İçin Ağır Şartlar

Savaş Osmanlı açısından büyük bir yenilgiyle sonuçlandı.

3 Mart 1878’de Ayastefanos Antlaşması imzalandı.

Antlaşma Rusya’ya ve Balkan devletlerine çok büyük avantajlar sağlıyordu. 

En dikkat çekici düzenleme, sınırları Ege Denizi’ne kadar uzanabilecek büyük bir Bulgaristan kurulmasıydı.

Sırbistan, Karadağ ve Romanya’nın bağımsızlıkları kabul ediliyor; Rusya ise Kars, Ardahan ve Batum gibi stratejik bölgelerde önemli kazanımlar elde ediyordu.

Ancak bu kadar güçlü bir Rus nüfuzu İngiltere ve Avusturya-Macaristan’ı rahatsız etti.

Avrupa’nın büyük devletleri devreye girdi.

Berlin Kongresi: Haritanın Yeniden Çizilmesi

Haziran-Temmuz 1878 Berlin Kongresi, savaş sonrası düzeni yeniden şekillendirdi.

Ayastefanos’ta kurulması planlanan Büyük Bulgaristan küçültüldü. Bulgaristan’ın kuzey kısmı özerk bir prenslik olurken, Doğu Rumeli farklı bir statüye bağlandı.

Romanya, Sırbistan ve Karadağ’ın bağımsızlığı kesinleşti.

Bosna-Hersek’in yönetimi Avusturya-Macaristan’a bırakıldı.

Osmanlı Devleti ise Balkanlardaki siyasi ve askerî gücünün önemli bölümünü kaybetti.

Berlin Antlaşması, savaşı sona erdirmiş görünse de aslında Balkanlar’daki yeni çatışmaların temelini oluşturdu.

Savaşın Belki de En Büyük Sonucu: Göç

93 Harbi’nin yalnızca askerî sonuçlarına bakmak savaşı anlamak için yeterli değildir.

Savaş sırasında ve sonrasında Balkanlar ile Kafkasya’dan Osmanlı topraklarına büyük Müslüman göçleri yaşandı.

Türkler, Çerkesler, Pomaklar ve diğer Müslüman topluluklar savaş, katliam korkusu, siyasi baskılar ve sınır değişiklikleri nedeniyle Anadolu’ya ve Osmanlı’nın kalan topraklarına doğru göç etti.

Bu göç hareketleri İstanbul’dan Anadolu şehirlerine kadar birçok bölgenin demografik yapısını değiştirdi.

Bugün Türkiye’de milyonlarca insanın aile geçmişinde 93 Harbi göçmenlerine rastlanmasının temel nedeni budur.

Bu yönüyle 93 Harbi yalnızca devletlerin sınırlarını değil, ailelerin kaderlerini de değiştirdi.

II. Abdülhamid Döneminin Şekillenmesi

93 Harbi başladığında Osmanlı Devleti henüz I. Meşrutiyet dönemindeydi.

Kanun-ı Esasi ilan edilmiş ve Meclis-i Mebusan açılmıştı.

Ancak savaşın oluşturduğu büyük kriz sonrasında II. Abdülhamid, 1878’de Meclis’i süresiz olarak tatil etti.

Böylece Osmanlı tarihinde yaklaşık otuz yıl sürecek Abdülhamid yönetiminin siyasi yapısı şekillenmeye başladı.

Dolayısıyla 93 Harbi’nin sonucu yalnızca toprak kaybı değildi.

Osmanlı’nın iç siyasetinde de köklü bir dönüşüm yaşandı.

Osmanlı Neden Yenildi?

Osmanlı ordusu savaş boyunca Plevne, Erzurum ve çeşitli cephelerde son derece güçlü direnişler gösterdi. Ancak bireysel kahramanlıklar savaşın genel stratejik sorunlarını ortadan kaldıramadı.

Rusya daha büyük askerî kaynaklara sahipti. Osmanlı orduları arasında koordinasyon sorunları yaşandı. Ulaşım ve lojistik imkânları yetersizdi. Komuta kademesinde anlaşmazlıklar bulunuyordu.

Ayrıca Osmanlı Devleti ekonomik açıdan ciddi sorunlar içindeydi.

Devlet daha 1875 yılında borçlarını ödemekte zorlandığını ilan etmişti.

Bu nedenle 93 Harbi, ekonomik kriz yaşayan bir imparatorluğun büyük bir Avrupa gücüyle yaptığı son derece ağır bir mücadeleydi.

Plevne Neden Bu Kadar Önemlidir?

Plevne savunması savaşın sonucunu değiştirememiş olsa da askerî tarih açısından önemli sonuçlar doğurdu.

Gazi Osman Paşa’nın hazırladığı savunma hatları, siper sistemleri ve ateş gücünün kullanımı Avrupalı askerî gözlemcilerin dikkatini çekti.

Modern ateşli silahların savunma savaşlarında ne kadar etkili olabileceği Plevne’de açık biçimde görüldü.

Bu nedenle bazı askerî tarihçiler Plevne’yi, Birinci Dünya Savaşı’nda görülecek olan kapsamlı siper savaşlarının erken örneklerinden biri olarak değerlendirir.

93 Harbi’nin Osmanlı Tarihindeki Yeri

93 Harbi’nden sonra Osmanlı Devleti Balkanlar'daki hâkimiyetini tamamen kaybetmedi.

Ancak imparatorluğun çözülme süreci büyük ölçüde hızlandı.

1878’de oluşturulan yeni Balkan düzeni uzun süre istikrarlı kalmadı. Bulgaristan’ın güçlenmesi, Balkan devletleri arasındaki rekabet, milliyetçilik hareketleri ve büyük devletlerin müdahaleleri devam etti.

Yaklaşık otuz yıl sonra yaşanacak Balkan Savaşlarının siyasi zemini, büyük ölçüde 93 Harbi sonrası oluşan düzen içinde gelişti.

Bu nedenle 1877-1878 savaşı ile 1912-1913 Balkan Savaşları arasında güçlü bir tarihsel bağ vardır.

Sonuç: Bir Savaştan Daha Fazlası

93 Harbi yaklaşık bir yıl sürdü.

Ancak etkileri onlarca yıl devam etti.

Osmanlı toprak kaybetti.

Rusya Balkanlar ve Kafkasya’daki nüfuzunu artırdı.

Yeni devletler bağımsızlık kazandı.

Milyonlarca insanın yaşadığı coğrafyanın siyasi dengesi değişti.

Büyük göç hareketleri başladı.

Osmanlı iç siyaseti dönüştü.

Ve Balkanlar, Avrupa’nın en kırılgan bölgelerinden biri hâline geldi.

Bu yüzden 93 Harbi’ni yalnızca “Osmanlı-Rus savaşı” olarak görmek eksik kalır.

93 Harbi, Osmanlı İmparatorluğu’nun 19. yüzyıldaki en büyük kırılmalarından ve modern Balkan tarihinin başlangıç noktalarından biridir.

Plevne’deki siperlerden İstanbul önlerine ulaşan Rus ordusuna, Erzurum’daki Aziziye Tabyalarından Anadolu’ya uzanan muhacir kafilelerine kadar bu savaşın izleri, bugün bile Türkiye’nin ve Balkanların toplumsal hafızasında yaşamaya devam etmektedir.

Balkan Savaşları: Osmanlı’nın Avrupa’daki 500 Yıllık Hâkimiyetinin Çöküşü

Osmanlı Devleti Balkanlara 14. yüzyılda girmişti. Edirne'den Üsküp'e, Selanik'ten Manastır'a uzanan bu coğrafya yüzyıllar boyunca imparatorluğun siyasi, ekonomik ve kültürel merkezlerinden biri olmuştu.

Fakat 1912 sonbaharında başlayan Balkan Savaşları, yaklaşık sekiz ay içerisinde Osmanlı'nın Balkanlardaki yüzyıllara dayanan hâkimiyetini büyük ölçüde sona erdirdi.

Bu savaşların büyüklüğünü anlamak için şu nokta yeterlidir:

Osmanlı Devleti, Birinci Balkan Savaşı'nın sonunda Avrupa'daki topraklarının çok büyük bölümünü kaybetti ve Bulgar ordusu İstanbul'un savunma hattı olan Çatalca'ya kadar ulaştı.

Bu yalnızca askerî bir yenilgi değildi.

Bir imparatorluğun kendi tarihî merkezlerinden çekilişiydi.

Balkan Savaşları Neden Çıktı?

Balkan Savaşları'nın kökenleri aslında onlarca yıl öncesine uzanıyordu.

93 Harbi (1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı) sonrasında Balkanlar'daki Osmanlı hâkimiyeti ciddi biçimde zayıflamıştı.

Sırbistan, Karadağ ve Romanya bağımsız olmuş, Bulgaristan ise giderek bağımsız bir devlet hâline gelmişti.

Ancak Osmanlı'nın elinde hâlâ çok önemli Balkan toprakları bulunuyordu:

Makedonya, Kosova, Arnavutluk, Trakya ve Selanik.

Özellikle Makedonya'nın geleceği büyük bir sorun hâline gelmişti.

Bulgaristan, Sırbistan ve Yunanistan aynı bölgeler üzerinde hak iddia ediyordu.

Normal şartlarda birbirleriyle rakip olan bu devletleri ortak bir hedef birleştirdi:

Osmanlı Devleti'ni Balkanlardan çıkarmak.

1912'de Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan ve Karadağ'dan oluşan Balkan İttifakı Osmanlı'ya karşı harekete geçti.

Rus diplomasisinin de ittifakın oluşumunda önemli etkisi bulunuyordu.

I. Balkan Savaşı Başlıyor

8 Ekim 1912'de Karadağ'ın Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etmesiyle çatışmalar başladı.

Kısa süre içerisinde Bulgaristan, Sırbistan ve Yunanistan da savaşa katıldı.

Osmanlı Devleti aynı anda birçok cephede savaşmak zorunda kaldı.

Ve sonuç beklenenden çok daha ağır oldu.

Osmanlı ordusu Balkan devletlerinin ordularını küçümsedi.

Fakat karşısında artık küçük ve düzensiz Balkan kuvvetleri yoktu.

Bulgaristan, Sırbistan ve Yunanistan yıllardır ordularını modernleştiriyor ve büyük bir savaşa hazırlanıyordu.

Kırkkilise ve Lüleburgaz: İstanbul Yolu Açılıyor

Bulgar ordusunun ana hedefi İstanbul yönünde ilerlemekti.

Osmanlı Doğu Ordusu önce Kırkkilise'de (Kırklareli), ardından Lüleburgaz-Pınarhisar Muharebesi'nde ağır yenilgiler aldı.

Özellikle Lüleburgaz Muharebesi Balkan Savaşları'nın en büyük çatışmalarından biriydi.

Osmanlı birlikleri geri çekilmeye başladı.

Fakat geri çekilme kısa sürede büyük bir düzensizliğe dönüştü.

Ordunun lojistik sistemi çökmeye başladı.

Askerlerin yiyecek ve mühimmat ikmali aksadı.

Kolera ve diğer hastalıklar yayıldı.

Binlerce asker savaşmadan birliklerinden koptu.

Bulgar ordusu İstanbul'a doğru ilerlemeye devam etti.

Bulgar Ordusu İstanbul'un Kapısında

1912 Kasımında Bulgar ordusu Çatalca savunma hattına ulaştı.

İstanbul artık yaklaşık birkaç on kilometre ötedeydi.

Osmanlı başkentinde büyük bir endişe başladı.

Eğer Çatalca hattı aşılırsa Bulgar ordusunun İstanbul'a girmesi mümkün olabilirdi.

Ancak burada savaşın gidişatı değişti.

Osmanlı ordusu Çatalca'da güçlü bir savunma oluşturdu.

Bulgar saldırıları durduruldu.

Salgın hastalıklar Bulgar ordusunu da etkiledi.

İstanbul kurtuldu.

Fakat Balkanların büyük kısmı çoktan kaybedilmişti.

Selanik'in Kaybı

Savaşın en büyük darbelerinden biri Selanik'in kaybedilmesiydi.

Yunan ordusu hızla kuzeye ilerledi.

Osmanlı kuvvetleri Selanik'i savunabilecek durumda değildi.

8 Kasım 1912'de Selanik Yunan ordusuna teslim edildi.

Selanik sıradan bir şehir değildi.

Osmanlı'nın en önemli limanlarından, ticaret merkezlerinden ve kozmopolit şehirlerinden biriydi.

Aynı zamanda Mustafa Kemal'in doğduğu şehirdi.

Şehrin kaybedilmesi Osmanlı açısından büyük bir psikolojik kırılmaydı.

Edirne Kuşatması

Balkan Savaşları'nın en sembolik mücadelelerinden biri Edirne'de yaşandı.

Şehir Bulgar ve Sırp kuvvetleri tarafından kuşatıldı.

Savunmanın başında Şükrü Paşa bulunuyordu.

Aylar süren kuşatma sırasında şehirde yiyecek sıkıntısı başladı.

Buna rağmen Osmanlı birlikleri uzun süre direndi.

Ancak 26 Mart 1913'te Edirne düştü.

Osmanlı'nın eski başkentlerinden birinin Bulgar ordusunun eline geçmesi büyük bir şok yarattı.

Osmanlı Neden Bu Kadar Hızlı Yenildi?

Balkan Savaşları'nın en dikkat çekici sorusu budur.

Osmanlı Devleti nasıl oldu da birkaç küçük Balkan devletine karşı bu kadar kısa sürede böylesine büyük bir yenilgi aldı?

Cevap yalnızca asker sayısında değildir.

1. Ordu siyasetin içine çekilmişti

II. Meşrutiyet sonrasında Osmanlı ordusunda siyasi kutuplaşmalar ciddi boyutlara ulaşmıştı.

Subaylar arasında İttihatçı ve karşıtı ayrımlar bulunuyordu.

Bu durum komuta sistemini olumsuz etkiliyordu.

2. Seferberlik tamamlanamamıştı

Osmanlı ordusu savaş başladığında birliklerini tam olarak cepheye ulaştıramamıştı.

Balkan devletleri ise savaş hazırlıklarını büyük ölçüde tamamlamıştı.

3. Lojistik sistem çöktü

On binlerce askerin yiyecek, mühimmat ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanması gerekiyordu.

Demiryolları yetersizdi.

Nakliye sistemleri aksıyordu.

Bazı birlikler cepheye ulaşamadan savaşın kaderi belirlenmişti.

4. Haberleşme ve koordinasyon sorunları vardı

Komutanlıklar arasında sağlıklı koordinasyon sağlanamadı.

Cephedeki birliklerin durumu merkez tarafından her zaman doğru biçimde değerlendirilemiyordu.

5. Balkan devletleri küçümsendi

Belki de en büyük stratejik hatalardan biri buydu.

Osmanlı yönetimi Balkan devletlerinin aynı anda ve koordineli biçimde saldırabileceğini yeterince değerlendiremedi.

Oysa bu devletler yıllardır savaşa hazırlanıyordu.

Londra Antlaşması: Balkanların Büyük Bölümü Kaybediliyor

Birinci Balkan Savaşı sonunda Osmanlı Devleti ağır şartları kabul etmek zorunda kaldı.

30 Mayıs 1913'te Londra Antlaşması imzalandı.

Osmanlı Devleti'nin batı sınırı kabaca Midye-Enez hattına kadar çekildi.

Bu hattın batısındaki Balkan topraklarının çok büyük bölümü kaybedildi.

Arnavutluk'un bağımsızlığı da uluslararası düzeyde şekillenmeye başladı.

Fakat Balkan devletlerinin Osmanlı'dan aldıkları toprakları kendi aralarında nasıl paylaşacağı konusunda büyük bir sorun vardı.

Ve birkaç hafta sonra eski müttefikler birbirlerine saldıracaktı.

II. Balkan Savaşı: Galipler Birbirine Düşüyor

Birinci Balkan Savaşı'nın kazananları ganimeti paylaşamadı.

Özellikle Makedonya'nın paylaşımı büyük bir anlaşmazlığa dönüştü.

Bulgaristan, savaş sonunda hak ettiğinden daha az toprak aldığını düşünüyordu.

29-30 Haziran 1913 gecesi Bulgar kuvvetlerinin Sırp ve Yunan birliklerine saldırmasıyla II. Balkan Savaşı başladı.

Fakat Bulgaristan büyük bir stratejik hata yaptı.

Sırbistan ve Yunanistan Bulgaristan'a karşı birleşti.

Ardından Romanya kuzeyden Bulgaristan'a girdi.

Osmanlı Devleti de fırsatı değerlendirdi.

Edirne Geri Alınıyor

Osmanlı yönetimi Bulgar ordusunun diğer cephelerde savaşmasını fırsat bildi.

Osmanlı kuvvetleri Doğu Trakya'ya ilerledi.

21 Temmuz 1913'te Edirne yeniden Osmanlı kontrolüne geçti.

Edirne'nin geri alınmasında Enver Bey'in öne çıkması onun kamuoyundaki prestijini büyük ölçüde artırdı.

Daha sonra Enver Paşa olarak Osmanlı siyasetinin en güçlü isimlerinden biri hâline gelecekti.

Ancak Edirne'nin geri alınması büyük Balkan yenilgisinin genel sonucunu değiştirmedi.

Osmanlı, Balkanlardaki topraklarının büyük bölümünü kaybetmişti.

Balkan Savaşlarının En Büyük Trajedisi: Göç

Savaşın yalnızca haritalar üzerinden anlatılması büyük bir eksikliktir.

Çünkü sınırlar değişirken insanların hayatları da parçalandı.

Balkan Savaşları sırasında Müslüman halklara yönelik şiddet, yağma, zorunlu göç ve katliamlar yaşandı.

Yüz binlerce insan doğdukları toprakları terk ederek Osmanlı'nın elinde kalan bölgelere ve Anadolu'ya doğru kaçtı.

Yollarda açlık, hastalık ve saldırılar nedeniyle çok sayıda insan hayatını kaybetti.

İstanbul'a ulaşan muhacir kafileleri savaşın insani boyutunu bütün çıplaklığıyla gösteriyordu.

Bu göçler Anadolu'nun demografik yapısını da değiştirdi.

Bugün Türkiye'deki çok sayıda ailenin Balkanlardan Anadolu'ya uzanan hikâyesinin arkasında 93 Harbi ve Balkan Savaşları bulunmaktadır.

Osmanlı İçin Balkanlar Neden Bu Kadar Önemliydi?

Balkanların kaybedilmesi yalnızca toprak kaybı değildi.

Osmanlı Devleti'nin en eski merkezlerinden bazıları kaybedilmişti.

Selanik, Manastır, Üsküp, Kosova ve daha birçok bölge yüzyıllardır Osmanlı dünyasının parçasıydı.

Üstelik Osmanlı'nın kurucu coğrafyasının önemli bölümü Balkanlardaydı.

Bu nedenle Balkan Savaşları, Osmanlı toplumunda büyük bir psikolojik travma yarattı.

İmparatorluğun artık Avrupa'daki büyük bir güç olmadığı açık biçimde ortaya çıktı.

Mustafa Kemal ve Balkan Savaşları

Balkan Savaşları, Mustafa Kemal'in hayatında da önemli bir yere sahiptir.

Mustafa Kemal savaş sırasında çeşitli askerî görevlerde bulundu ve özellikle Gelibolu-Bolayır bölgesinde görev yaptı.

Ancak savaşın onun açısından kişisel bir anlamı da vardı.

Doğduğu şehir Selanik artık Osmanlı toprağı değildi.

Mustafa Kemal hayatının ilerleyen dönemlerinde Selanik'e artık Osmanlı vatandaşı olarak dönemeyecekti.

Balkan Savaşları sırasında ortaya çıkan komuta, lojistik ve siyasi müdahale sorunları da onun askerî düşüncesini etkileyen önemli tecrübeler arasında değerlendirilebilir.

Balkan Savaşları ile I. Dünya Savaşı Arasındaki Bağ

Balkan Savaşları 1913'te sona erdi.

I. Dünya Savaşı ise yalnızca bir yıl sonra başladı.

Osmanlı Devleti Balkan Savaşları'nın yaralarını henüz saramamıştı.

Ordu yeniden düzenlenmeye çalışılıyordu.

Silah ve mühimmat eksikleri gideriliyordu.

Alman askerî heyetlerinin etkisi artıyordu.

Enver Paşa gibi genç subayların siyasi ve askerî gücü yükseliyordu.

Aynı zamanda Balkan devletleri arasında yeni sınır anlaşmazlıkları oluşmuştu.

Balkanlar artık Avrupa'nın en tehlikeli siyasi bölgelerinden biriydi.

Nitekim 28 Haziran 1914'te Saraybosna'da Avusturya-Macaristan veliahtı Franz Ferdinand'ın öldürülmesi, Avrupa'yı I. Dünya Savaşı'na sürükleyen krizi başlatacaktı.

Bu nedenle Balkan Savaşları'nı I. Dünya Savaşı'ndan tamamen bağımsız düşünmek mümkün değildir.

93 Harbi → Balkan Savaşları → I. Dünya Savaşı

Osmanlı'nın son dönemini anlamanın en iyi yollarından biri bu üç büyük kırılmayı birlikte değerlendirmektir:

1877-1878 – 93 Harbi

Osmanlı'nın Balkanlardaki hâkimiyeti ağır biçimde sarsıldı.

1912-1913 – Balkan Savaşları

Osmanlı Balkanların neredeyse tamamından çekildi.

1914-1918 – I. Dünya Savaşı

Osmanlı İmparatorluğu'nun kendisi tarih sahnesinden çekildi.

Bu nedenle Balkan Savaşları, Osmanlı'nın çöküş hikâyesinde bir ara bölüm değil, sonun başlangıcındaki en büyük kırılmalardan biridir.

Balkan Savaşlarının Tarihî Önemi

Balkan Savaşları'nın sonuçları savaş meydanlarının çok ötesine uzandı.

Osmanlı'nın Avrupa'daki yaklaşık beş asırlık hâkimiyeti büyük ölçüde sona erdi.

Selanik ve Makedonya kaybedildi.

Arnavutluk bağımsız oldu.

Yunanistan, Sırbistan ve Bulgaristan önemli ölçüde genişledi.

Yüz binlerce Müslüman Osmanlı topraklarına göç etti.

Osmanlı ordusundaki yapısal sorunlar açık biçimde ortaya çıktı.

İttihat ve Terakki'nin siyasi gücü arttı.

Enver Paşa'nın yükselişi hızlandı.

Balkanlardaki milliyetçilik ve devletler arası rekabet daha da sertleşti.

Ve Avrupa, I. Dünya Savaşı'na bir adım daha yaklaştı.

Sonuç: Sekiz Ayda Değişen Beş Asır

Balkan Savaşları'nın en çarpıcı tarafı belki de hızıdır.

Osmanlı'nın yüzyıllar boyunca yönettiği şehirler birkaç ay içerisinde el değiştirdi.

Selanik kaybedildi.

Üsküp kaybedildi.

Manastır kaybedildi.

Kosova kaybedildi.

Edirne düştü ve sonra geri alındı.

Bulgar ordusu Çatalca'ya kadar geldi.

Ve yüz binlerce insan, ailesinin yüzyıllardır yaşadığı topraklardan Anadolu'ya doğru göç etmek zorunda kaldı.

Haritada birkaç ay içinde değişen sınırların arkasında aslında beş yüz yıllık bir dünyanın çözülüşü vardı.

Bu nedenle Balkan Savaşları yalnızca Osmanlı tarihinin büyük bir askerî yenilgisi değildir.

Bir imparatorluğun Avrupa'dan çekilişinin, modern Balkan devletlerinin şekillenmesinin ve I. Dünya Savaşı'na giden siyasi atmosferin en önemli dönüm noktalarından biridir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sapiens - Yuval Noah Harari

Siemens Sinamics Sürücü F7902 ve F7900 Arıza Vaka Analizi

25 yıllık sporcu + diyetisyen tecrübesiyle, kritik detaylar