Kayıtlar
İnsan her şeyi okuyarak öğrenebilir mi? İlim, insanın ne kadar çok şey bildiği değil; bildiklerinin onda neye dönüştüğüdür.
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
“Ledün” kelimesi Kur’an’daki Kehf 18:65’te geçen “min ledünnâ ilmen” — “katımızdan bir ilim” ifadesiyle ilişkilidir. Tasavvuf geleneğinde ilm-i ledün , yalnızca kitap okuyarak veya aklî çıkarımla elde edilen bilgiden farklı olarak, Allah’ın kuluna lütfettiği manevî/içsel bilgi ve idrak anlamında kullanılır. En meşhur örnek Hz. Musa ile Hızır kıssasıdır. Musa’nın ilk bakışta anlamlandıramadığı olayların Hızır tarafından daha sonra açıklanması, görünen sebebin arkasında insanın başlangıçta fark edemediği bir hikmet bulunabileceği fikrini anlatır. Fakat bunu “geleceği bilmek, insanların zihnini okumak, gizli güçlere sahip olmak” şeklinde anlamak doğru olmaz. Tasavvufî kullanımda daha çok marifet, basiret, hikmet ve kalbe doğan anlayış çerçevesindedir. İmam Gazâlî ve eşkıya hikâyesi Gazâlî’nin hayatıyla ilgili meşhur anlatıya göre gençliğinde ilim tahsili için Cürcan’a gider. Dönüş yolunda kafile eşkıyalar tarafından soyulur. Gazâlî’nin yanında yıllarca tuttuğu ders n...
Olasılıksız – Adam Fawer: Tesadüf Diye Bir Şey Var mı?
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Olasılıksız – Adam Fawer: Tesadüf Diye Bir Şey Var mı? Hayatımız boyunca sayısız karar veriyoruz. Sabah hangi saatte kalkacağımızdan kiminle evleneceğimize, hangi yoldan işe gideceğimizden hangi mesleği seçeceğimize kadar… Peki verdiğimiz bütün bu kararların sonucu aslında önceden hesaplanabiliyor olsaydı? Bir insan yeterince fazla bilgiye sahip olduğunda gelecekte ne olacağını tahmin edebilir miydi? Adam Fawer’ın Olasılıksız (Improbable) romanı tam olarak bu soruların peşinden gidiyor. Matematik, olasılık teorisi, nörobilim, determinizm ve özgür irade gibi konuları sürükleyici bir gerilim hikâyesinin içine yerleştiren kitap, bilimkurgu ile felsefeyi oldukça ilginç bir noktada buluşturuyor. David Caine ve Olasılıkların Dünyası Romanın merkezinde David Caine bulunuyor. Caine, olasılık teorisi konusunda oldukça yetenekli bir akademisyen olmasına rağmen hayatı pek de kontrol altında değildir. Özellikle kumar tutkusu ve yaşadığı sağlık sorunları onu giderek daha tehlikeli bir noktaya...
Yüzyıllık Yalnızlık – Gabriel García Márquez
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Bir Ailenin Yedi Kuşağa Yayılan Yalnızlık Hikâyesi Gabriel García Márquez’in Yüzyıllık Yalnızlık adlı romanı, yalnızca Buendía ailesinin hikâyesini değil; insanın geçmişinden kaçamamasını, aynı hataların kuşaktan kuşağa tekrar etmesini ve yalnızlığın farklı biçimlerini anlatan büyük bir edebiyat eseridir. 1967 yılında yayımlanan roman, Márquez’in en önemli eserlerinden biri kabul edilir ve büyülü gerçekçilik denildiğinde akla gelen başlıca romanlardandır. Macondo: Dünyadan Uzak Bir Kasaba Hikâye, José Arcadio Buendía ve Úrsula Iguarán çiftinin Macondo adlı kasabayı kurmasıyla başlar. Başlangıçta Macondo, dış dünyadan neredeyse tamamen kopuk, küçük ve masum bir yerleşimdir. Ancak yıllar geçtikçe kasaba büyür; savaşlar, siyasi çatışmalar, teknolojik gelişmeler, yabancı şirketler ve ekonomik değişimler Macondo'ya ulaşır. Böylece kasabanın hikâyesi, Buendía ailesinin hikâyesiyle birlikte ilerler. Bir aile doğar, büyür, zenginleşir, parçalanır ve yavaş yavaş yok oluşa doğru giderken...
Gılgamış Destanı - Anonim / Gılgamış Destanı: 4.000 Yıl Önce İnsan Ölümsüzlüğü Neden Aradı?
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Gılgamış Destanı: İnsanlığın İlk Büyük Hikâyesi ve Ölümsüzlük Arayışı İnsan, öleceğini bildiği hâlde nasıl yaşamalıdır? Bu soru bugün bize felsefi görünebilir. Fakat insanlık binlerce yıl önce de aynı sorunun peşindeydi. Bilinen en eski büyük edebî eserlerden biri olan Gılgamış Destanı, yaklaşık dört bin yıl öncesinden bize tam olarak bunu anlatır: Güçlü bir kralın dostlukla değişmesini, ölümle yüzleşmesini ve ölümsüzlüğü ararken hayatın anlamını keşfetmesini. Gılgamış'ın hikâyesini etkileyici kılan yalnızca çok eski olması değildir. Destanın merkezindeki korkular ve arzular bugün de bize son derece tanıdıktır. Gılgamış Kimdir? Gılgamış, Mezopotamya'nın önemli şehirlerinden Uruk'un kralıdır . Destanın başlangıcında olağanüstü güçlü, cesur fakat aynı zamanda kibirli ve baskıcı bir hükümdar olarak karşımıza çıkar. Halk onun davranışlarından rahatsızdır. Bunun üzerine tanrılar Gılgamış'a denk olabilecek güçlü bir varlık yaratır: Enkidu. Doğayla iç içe yaşayan Enkidu başlan...