Dünya Döngülerden Oluşur ve Sadece ‘An’ lar Vardır

1️⃣ Mantıksal Argüman: “Geçmiş ve gelecek zihinsel yapılardır”




Ön kabul:

Eğer bir şey deneyimlenemiyorsa, ontolojik olarak “var” değildir.

  • Geçmiş → hatıra (beyin kaydı)

  • Gelecek → beklenti / simülasyon

  • An → deneyimlenen tek şey

İnsan hiçbir zaman geçmişte veya gelecekte bulunmaz. İnsan daima şu anın içinde bulunur.

Zaman dediğimiz şey:

  • Saatin hareketi değil

  • Takvimin ilerlemesi değil

  • Bilinçte ardışıklık hissi

Dolayısıyla:

Zaman, bilincin ürettiği bir sıralama hissidir.

Bu yüzden:

  • Döngü varsa → çizgisel zaman yoktur

  • Çizgisel zaman yoksa → “başladı / bitecek” de yoktur

  • Sadece tekrar eden AN’lar vardır

2️⃣ İslam Perspektifi: “Zaman mahlûktur, Allah zamansızdır”

🔹 A) Kur’an’da zaman algısı

“Onlar için bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.”
(Hac 47)

“Melekler ve Ruh, süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir.”
(Meâric 4)

➡️ Zaman mutlak değil, görecelidir.

Eğer zaman değişiyorsa:

  • Zaman hakikat değil

  • Zaman yaratılmıştır

🔹 B) “Dehr” meselesi (çok kritik)

Hadis:

“Allah buyurur ki: Dehr’e (zamana) sövmeyin. Dehr Ben’im.”

Bu ne demek?

  • Allah = zamanın akışı değil

  • Allah = zamanın kaynağı

➡️ Zaman, Allah’ın fiilinin algılanma biçimi

Yani:

Zaman Allah’ın icraatının bilinçte iz bırakmasıdır.

🔹 C) Tasavvuf: “An’ın dışı vehimdir”

İmam Rabbani, İbn Arabi, Mevlana çizgisi net:

  • Geçmiş → hayal

  • Gelecek → vehim

  • An → hakikat

Mevlana:

“Dün geçti. Yarın henüz gelmedi. Bugün varsa sensin.”

İbn Arabi daha serttir:

“Zaman, vehmin çocuğudur.”

Tasavvufa göre:

İnsan her an yeniden yaratılır
(teceddüd-i emsal)

➡️ Yani:

  • Aynı an tekrar etmiyor

  • Her an = yeni bir yaratılış

  • Ama bilinç bunu “akış” sanıyor

3️⃣ Bilim Perspektifi: “Zaman temel bir gerçeklik değil”

🔹 A) Fizik: Zaman evrenin parçası, üstü değil

Einstein:

  • Zaman = uzayla birleşik (spacetime)

  • Gözlemciye göre değişir

➡️ Demek ki:

Zaman evrensel bir gerçek değil.

Eğer zaman mutlak değilse:

  • “geçmiş–gelecek” de mutlak değildir

  • Sadece koordinat farkıdır

🔹 B) Kuantum fizik: An olmadan evren yok

  • Ölçüm yoksa → durum belirsiz

  • Gözlem yoksa → sonuç yok

Yani:

Evren, “şu an”da çöker.

Geçmiş dediğimiz şey:

  • Şu anki ölçümün geriye dönük yorumu

Bazı fizikçiler açıkça söyler:

“Geçmiş, şu anda yeniden yazılır.”

🔹 C) Nörobilim: Beyin zamanı üretir

Beyin:

  • Sürekli tahmin yapar

  • “Bir sonraki an ne olacak?” diye simüle eder

Ama ikisi de:

Şu anda çalışır.

Yani:

Beynin dışına çıktığında zaman yok.

4️⃣ Döngü Meselesi: “Zaman çizgi değil, tekrar”

Eğer:

  • Evren döngüsel ise (Big Bounce, Oscillating Universe)

  • Bilinç her an yeniden yaratılıyorsa

  • Hafıza döngü hissi veriyorsa

O zaman şuna geliyoruz:

Geçmiş sandığın şey, döngünün bir önceki yansımasıdır.
Gelecek sandığın şey, döngünün bir sonraki izdüşümüdür.

Ama hakikatte:

Döngünün tamamı şu anın içinde kilitlidir.

5️⃣ Tek Cümlelik Nihai Tez 

“Dünya döngülerden oluşur; zaman çizgisel değil bilinçseldir. Bu yüzden geçmiş hatıradır, gelecek beklentidir; var olan tek hakikat, Allah’ın her an yeniden yarattığı ‘AN’dır.”

6️⃣ En Cesur İfade 

“Cennet ve cehennem bile gelecekte değil; şu anın bilinç hâlidir.”

“Dünya Döngülerden Oluşur: Geçmiş Yok, Gelecek Yok, Sadece An Var”

I. TEZİN ÇEKİRDEĞİ (ONTOLOJİK İDDİA)

Gerçeklik çizgisel değil döngüseldir.
Zaman bir nehir değil, bilinçte tekrar eden bir titreşimdir.

Bu nedenle:

  • Geçmiş = hafızanın ürettiği bir anlatı

  • Gelecek = zihnin kurduğu bir simülasyon

  • An = var olan tek ontolojik gerçeklik (“Bir şey gerçekten var mı, varsa nasıl var?”)

İnsan “zamanda yaşayan” değil,
anı yorumlayan bir varlıktır.

II. İSLAM DÜŞÜNCESİNDE ZAMAN: “AN’IN METAFİZİĞİ”

1️⃣ Zaman Yaratılmıştır (Mahlûktur)

Kur’an’da zaman asla mutlak değildir:

“Rabbin katında bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.” (Hac 47)

“Melekler ve Ruh, elli bin yıllık bir günde yükselir.” (Meâric 4)

Bu ayetler şunu söyler:

  • Zaman değişkendir

  • Değişken olan hakikat değildir

  • Hakikat olan, zamandan münezzeh olandır (Allah)

👉 Sonuç:

Zaman, Allah’ın fiilinin bilinçteki izdüşümüdür.

2️⃣ Tasavvuf: “Teceddüd-i Emsal” (Her An Yeniden Yaratılış)

İbn Arabi’ye göre:

  • Evren sabit değildir

  • Her an yok olur ve yeniden var edilir

Bu yüzden:

  • Aynı “an” ikinci kez yaşanmaz

  • Ama bilinç bunu döngü gibi algılar

Mevlana:

“Dünle beraber gitti cancağızım,
şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”

➡️ Tasavvufun hükmü nettir:

Geçmiş ve gelecek vehimdir; hakikat yalnızca AN’dadır. 

Vehim: Gerçek sanılan ama gerçekte olmayan ya da çarpıtılmış algıdır. Zihnin hakikat yerine koyduğu gölge

III. BİLİMSEL PERSPEKTİF: ZAMAN GERÇEKTEN VAR MI?

1️⃣ Fizik: Zaman Mutlak Değil

Einstein:

  • Zaman gözlemciye göre değişir

  • Hız, kütle, yerçekimi zamanı büker

Bu ne demek?

Zaman evrenin temeli değil, sonucudur.

Eğer zaman değişiyorsa:

  • Geçmiş ve gelecek ontolojik varlık olamaz

  • Sadece koordinattır

2️⃣ Kuantum Fizik: Evren “An’da” Çöker

  • Ölçüm yoksa → gerçeklik belirsiz

  • Gözlem varsa → sonuç oluşur

Yani:

Evren sürekli “şimdi”de belirlenir.

Bazı kuantum yorumlarına göre:

  • Geçmiş bile ölçüm anında “yeniden yazılır”

➡️ Bilim burada şunu fısıldar:

Gerçeklik anlıktır, süreklilik bir algıdır.

3️⃣ Nörobilim: Zaman Beynin Ürünüdür

Beyin:

  • Geçmiş = kayıt

  • Gelecek = tahmin

  • An = işlem anı

Ama hepsi:

Şimdi gerçekleşir.

Beyin durursa:

  • Zaman da durur

➡️ Demek ki:

Zaman, bilincin yan ürünüdür.

IV. JUNG: PSİKOLOJİK DÖNGÜLER VE “AN”

1️⃣ Bilinç Döngüseldir

Jung’a göre insan:

  • Aynı arketipleri

  • Aynı korkuları

  • Aynı gölgeleri tekrar tekrar yaşar

Bu yüzden:

İnsan “ilerlemez”, aynı temayı farklı maskelerle yaşar.

Geçmiş travma “bitmez”

gelecek kaygı “gelmez”

➡️ Hepsi şimdide tetiklenir.

2️⃣ Gölge ve An

Gölge:

  • Bastırılan geçmiş değil

  • Şimdi fark edilmeyen hakikattir

Jung der ki:

“Bilinçdışı fark edilmezse kader olarak yaşanır.”

Bu kader:

  • Döngü gibi gelir

  • Halbuki farkındalık eksikliğidir

➡️ Çözüm: An’da kalmak = gölgeyle yüzleşmek

V. NIETZSCHE: EBEDİ DÖNÜŞ VE ZAMANIN İPTALİ

Nietzsche’nin Ebedi Dönüş fikri:

“Yaşadığın bu hayat, sonsuz kez tekrar edecek deseler, ne yapardın?”

Bu soru:

  • Kozmolojik değil

  • Psikolojiktir

Anlamı şudur:

Eğer “an”ı sevemiyorsan, hayatı da sevemiyorsun.

Nietzsche’ye göre:

  • Geçmiş = pişmanlık

  • Gelecek = korku

  • İkisi de zayıf insanın kaçışıdır

Üstinsan: An’ı taşır, an’ı sahiplenir, an’a ‘EVET’ der.

VI. PSİKOLOJİK SENTEZ: MODERN İNSAN NEDEN ÇÖKÜYOR?

Çünkü:

  • Geçmişte yaşıyor → depresyon

  • Gelecekte yaşıyor → anksiyete

Modern insan:

An’da kalamadığı için hasta.

Döngüleri fark edemediği için:

  • Aynı ilişkiler

  • Aynı hatalar

  • Aynı boşluk hissi

VII. NİHAİ SENTEZ (İSLAM + BİLİM + PSİKOLOJİ)

Evren döngüseldir, zaman çizgisel değildir. Geçmiş hafızadır, gelecek simülasyondur. Hakikat, Allah’ın her an yeniden yarattığı “AN”dır. An’da kalan insan özgürleşir; kaçan insan döngüde kaybolur.

VIII. ÇOK CESUR KAPANIŞ 

“Cennet ve cehennem gelecekte değil; an’a nasıl baktığında gizlidir.”

Geçmiş Yok, Gelecek Yok: Dünya Döngülerden Oluşur ve Sadece “An” Vardır

“İnsan geçmişte yaşar, geleceği düşünür ve bu yüzden şimdiye hiç gelemez.”

Modern insanın en büyük yanılgısı şudur:

Zamanı çizgisel sanmak.

Oysa dünya bir ok gibi ilerlemez.

Dünya döner.

İnsan tekrar eder.

Bilinç aynı temaları farklı maskelerle yaşar.

Bu yazıda cesur bir tez savunuyorum: Geçmiş yoktur. Gelecek yoktur. Var olan tek şey, tekrar eden ‘AN’dır.

Ve bu iddia;

  • İslam düşüncesiyle

  • Modern bilimle

  • Jung ve Nietzsche psikolojisiyle
    şaşırtıcı biçimde örtüşür.

❓ SORU 

Sence gerçekten geçmiş diye bir şey var mı, yoksa sadece an’da tekrar eden hikâyeler mi yaşıyoruz? 

Ontoloji – Vehim – Hakikat Üçgeni

(Kur’an Kıssaları ve Jung’un Gölgesiyle Bir Okuma)

I. ÜÇGENİN TANIMI (NET ÇERÇEVE)

Önce kavramları keskinleştirelim:

🔺 Ontoloji

Gerçekten var olan şey
Zihinden bağımsız, hakikatin zemini

🔺 Vehim

Var olmayanı var sanmak
Zihnin ürettiği gölge gerçeklik

🔺 Hakikat

Perdesiz gerçek
Ne vehimdir ne kuruntu; açığa çıkandır

Bu üçlü insan bilincinde sürekli çatışma hâlindedir.

II. KUR’AN’DA ONTOLOJİ – VEHİM – HAKİKAT

Kur’an kıssaları, insanın vehimle hakikati karıştırma hikâyeleridir.

1️⃣ Âdem Kıssası: Vehmin Doğuşu

Şeytanın cümlesi dikkat çekicidir:

“Bu ağaçtan yerseniz melek olursunuz ya da ebedî olursunuz.

Burada olan şey:

  • Ontolojik bir gerçek yok

  • Somut bir kanıt yok

  • Saf vehim var

Âdem’in düşüşü:

Günah değil, vehme inanmadır.

Hakikat:

  • Âdem zaten Allah’la temas hâlindedir

  • Ontolojik olarak eksik değildir

Ama vehim şunu fısıldar:

“Yetmiyorsun.”

➡️ İlk kopuş, bilginin değil vehmin kabulüyle olur.

2️⃣ Musa Kıssası: Vehim Dağı, Hakikat Ateşi

Musa Tur Dağı’na çıktığında kavim ne yaptı?

Altın buzağı yaptı.

Musa (a.s.) Tur Dağı’na vahiy almak için çıktığında kırk gün kavminden ayrılır. Bu süre içinde İsrailoğulları:

  • Bekleyemez

  • Görmeden inanamaz

  • Belirsizliğe tahammül edemez

Ve Samiri adlı biri:

  • Mısır’dan getirdikleri altınları eritip

  • Buzağı heykeli yapar

Bu buzağıdan bir ses geldiği söylenir.

Kavim der ki:

“İşte bu sizin de Musa’nın da ilahıdır.”

Çünkü:

  • Musa yoktu

  • Beklemek zordu

  • Vehim, görünür bir tanrı istedi

Altın buzağı:

  • Ontolojik olarak anlamsız

  • Ama psikolojik olarak güçlü

Hakikat geri geldiğinde:

  • Buzağı eridi

  • Çünkü vehim hakikat karşısında duramaz

➡️ Kur’an burada şunu öğretir:

Vehim, sabırsız bilincin ürünüdür.

3️⃣ Yunus Kıssası: Vehmin İçine Hapsolmak

Yunus’un sözü:

“Ben haksızlık edenlerden oldum.”

Balığın karnı:

  • Mekânsal değil

  • Bilinçsel bir hapistir

Yunus:

  • Gelecekten kaçtı

  • Sonucu kontrol etmek istedi

  • Vehme kapıldı

Hakikat:

  • Teslimiyet

  • An’a dönüş

  • “La ilahe illa ente”

➡️ Balığın karnı:

Vehmin iç dünyadaki tezahürüdür.

III. JUNG’DA AYNI ÜÇGEN: GÖLGE – BİLİNÇ – HAKİKAT

Jung’un psikolojisiyle Kur’an burada birebir örtüşür.

🔻 Jung’un Gölgesi = Vehim

Gölge:

  • Bastırılan korkular

  • Kabul edilmeyen arzular

  • Yüzleşilmeyen gerçekler

Ama kritik nokta:

Gölge yok değildirama çarpıtılmıştır.

Yani:

  • Ontolojik gerçek → bastırılmıştır

  • Vehim → onun çarpık temsilidir

İnsan şunu yapar:

  • Gölgeyi inkâr eder

  • Sonra onu dış dünyada “kader” diye yaşar

Jung’un Meşhur Uyarısı

“Bilinçdışı fark edilmezse kader olarak yaşanır.”

Bu kader:

  • Aslında geçmiş değildir

  • Şimdi fark edilmeyen vehimdir

IV. ÜÇGENİN PSİKOLOJİK DİNAMİĞİ

Şöyle çalışır:

Ontoloji (olan)
↓ fark edilmezse
Vehim (yanılsama)
yüzleşilirse
Hakikat (uyanış)

İnsanların çoğu:

  • Ontolojiden kopar

  • Vehimde yaşar

  • Hakikati “tehdit” sanır

Bu yüzden:

  • Depresyon = geçmiş vehmi

  • Anksiyete = gelecek vehmi

V. KUR’AN + JUNG SENTEZİ 

Kur’an der ki:

“Onların çoğu zanna uyar.”

Jung der ki:

“İnsan gölgesinden kaçtıkça ona dönüşür.”

İkisi de aynı şeyi söylüyor:

Vehim fark edilmezse, insanın gerçeği olur. 

VI. NİHAİ SONUÇ

Ontolojik olan ‘an’dır. Vehim, zihnin ürettiği gölgedir. Hakikat, gölgeyle yüzleşildiğinde açığa çıkar. Kur’an kıssaları bunu anlatır; Jung bunu psikolojik olarak açıklar.

💣 KAPANIŞ CÜMLESİ 

Belki de kaçtığın şey kaderin değil, yüzleşmediğin vehmindir.

“Belki de zaman akmıyor. Belki de biz an’dan kaçıyoruz.” 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Parapsikoloji

Sapiens - Yuval Noah Harari

Elektrik Motorları