Bilinç ve Niyet Üzerine

Efsane–mistik anlatıyı değil, bugün fiziğin gerçekten söylediğini konuşacağız.

🧠 Bilinç kuantumu etkiler mi?

🔴 KISA VE NET CEVAP

Hayır, bilincin kuantum sistemleri doğrudan etkilediğine dair hiçbir deneysel kanıt yoktur. Kuantum sonuçları bilinçle değil, ölçümle (fiziksel etkileşimle) değişir.

Ama 👇

Bu konu neden hâlâ tartışılıyor, onu iyi anlamak lazım.


1️⃣ KUANTUMDA “GÖZLEMCİ” NE DEMEK?

Yanlış inanış

“İnsan bakınca parçacık karar veriyor.”

Doğru tanım

Gözlemci = bilinçli varlık değil
Gözlem = ölçüm cihazı ile fiziksel etkileşim

Örnek:

  • Dedektör

  • Sensör

  • Fotoğraf plakası

  • Atomla çarpışan başka bir parçacık

📌 Bunların hiçbiri bilinçli değildir. Ama kuantum sonucu değiştirirler


2️⃣ BİLİNÇ OLMADAN DA KUANTUM ÇÖKER

Bu çok kritik.

Deneysel gerçek:

  • Ölçüm yap

  • Sonucu hiç kimse görmesin

  • Veriyi sil

  • İnsan asla öğrenmesin

➡️ Dalga fonksiyonu yine “çöker”

Yani: Bilgi insan zihnine ulaşmasa bile fiziksel sonuç değişir

Bu, bilincin zorunlu olmadığını gösterir.


3️⃣ “PEKİ NEDEN BİLİNÇ TARTIŞILIYOR?”

Çünkü kuantum teorisi şunu söylüyor:

  • Ölçüm olmadan sistem belirsizlikte

  • Ölçümle birlikte tek sonuç

Bu “geçiş”in:

  • nasıl olduğu

  • ne zaman olduğu tam olarak anlaşılmış değil.

Bu boşlukta bazı yorumlar doğdu.


4️⃣ TARİHTEKİ “BİLİNÇ” YORUMLARI (AMA KANIT YOK)

🧠 Eugene Wigner

  • “Bilinç ölçüm zincirini sonlandırıyor olabilir” dedi

  • Ama sonradan bu fikrinden vazgeçti

🧠 Schrödinger’in Kedisi

  • Bilinç deneyi değil

  • Ölçüm problemini absürtleştirmek için yazıldı

📌 Bunlar:

  • felsefi yorum

  • deneysel teori değil


5️⃣ GÜNCEL FİZİĞİN AÇIKLAMASI: DEKOHERANS

Bugün en güçlü açıklama: dekoherans teorisi

Ne diyor?

  • Kuantum sistem çevreyle etkileşince

  • Faz bilgisi dağılır

  • Sistem “klasik” gibi davranır

Önemli:

  • Çevre = hava, ışık, atomlar

  • Bilinç gerekmez

  • İnsan gerekmez

Ölçüm = sistem + çevre etkileşimi


6️⃣ BEYİN KUANTUM MU? (sık sorulan)

Bilimsel durum:

  • Beyin çok sıcak

  • Çok gürültülü

  • Kuantum süperpozisyonlar çok hızlı bozulur

Bu yüzden:

  • Beyin fonksiyonlarının kuantumla çalıştığına dair kanıt yok

Bazı teoriler var (mikrotübül vb.) ama:

  • kanıtsız

  • spekülatif


7️⃣ O HALDE BİLİNÇ NE YAPIYOR?

Bilimsel olarak:

  • Bilinç sonucu yaratmaz

  • Bilinç sonucu yorumlar

Ama bu küçümsenecek bir şey değil.

Çünkü:

  • Gerçeklik fiziksel olabilir

  • Ama senin yaşadığın gerçeklik, algıdan geçer

Fizik → ne olur
Bilinç → sen onu nasıl yaşarsın


8️⃣ NEDEN POPÜLER KÜLTÜR KARIŞTIRIYOR?

  • Matrix

  • Half-Life

  • Spiritüel anlatılar

Hepsi şu fikri seviyor:

“Bilinç evreni yaratıyor”

Bu şiirsel ve güçlü bir metaforama bilimsel gerçek değil.


🔚 TEK CÜMLELİK NET ÖZET

Bilinç, kuantum olaylarını doğrudan etkilemez; kuantum sonuçlarını belirleyen şey ölçüm ve fiziksel etkileşimdir. Bilinç yalnızca bu sonuçları algılar ve anlamlandırır.

🧠 Bilinç neden hâlâ çözülemedi?

Kısa cevap: Çünkü bilinç ölçebildiğimiz şeylerle, yaşadığımız şeylerin aynı dili konuşmuyor. Aşağıda, işi netleştiren bilimsel sınırlar var.


1️⃣ “Kolay problemler” çözüldü, zor problem kaldı

Bilimde iki seviye var:

  • Kolay problemler:
    Algı, dikkat, hafıza, karar verme…
    → Beyindeki devrelerini ölçebiliyoruz, modelleyebiliyoruz.

  • Zor problem:
    “Neden tüm bunlar bir öznel deneyim olarak hissediliyor?”
    → Kırmızıyı neden kırmızı gibi hissediyorum?

Bu sıçrama (nöron → deneyim) açıklanamıyor.


2️⃣ Ölçüm–deneyim uçurumu (en temel engel)

Bilim:

  • Elektrik sinyallerini ölçer

  • Kimyasal ileticileri sayar

  • Ağ bağlantılarını haritalar

Ama bilinç:

  • Birinci şahıs deneyimidir (qualia)

  • Dışarıdan doğrudan ölçülemez

EEG’de “kırmızı”yı görebilirsin, ama kırmızının nasıl hissettirdiğini göremezsin.

Bu, bilimde nesnel–öznel kopukluğudur.


3️⃣ Tanım sorunu: Bilinci ne diyeceğiz?

Bilimsel ilerleme için net tanım gerekir. Bilinçte bu yok.

  • Farkındalık mı?

  • Öznel deneyim mi?

  • Kendilik mi?

  • Dikkat mi?

Her teori başka bir şeyi “bilinç” diye etiketliyor. Tanım kayınca, deney de kayıyor.


4️⃣ Beyin = yeterli mi, yoksa sadece gerekli mi?

Şu ikisini ayırmak zorundayız:

  • Gerekli: Bilinç için beyin şart

  • Yeterli: Beyin tek başına bilinci açıklar mı?

Bilim gerekliliği gösterdi (hasar → bilinç değişir). Ama yeterliliği henüz gösteremedi.


5️⃣ İndirgemecilik duvara tosluyor

Bilim genelde şöyle çalışır:

“Bütünü, parçalarına ayır ve açıkla.”

Bilinçte sorun şu:

  • Nöronlar tek tek bilinçli değil

  • Ama birlikteyken “bir şey oluyor”

Bu ortaya çıkan özellik (emergence) problemi:

  • Islaklık → H₂O’dan çıkar

  • Ama bilinç → nörondan nasıl çıkar, belirsiz


6️⃣ Bilinç belki “şey” değil, süreç

Yeni yaklaşımlar şunu söylüyor:

  • Bilinç bir nesne değil

  • Sabit bir yer değil

  • Dinamik bir süreç

Ama süreçleri yakalamak için:

  • Zaman çözünürlüğü

  • Çok-ölçekli ölçüm

  • Yeni matematik gerekiyor — henüz yetersiziz.


7️⃣ Dil problemi (çok hafife alınır)

Bilim dili:

  • Nicel

  • Matematiksel

  • Üçüncü şahıs

Deneyim dili:

  • Nitel

  • Metaforik

  • Birinci şahıs

Aynı şeyi anlatmıyorlar. Çeviri kaybı var.


8️⃣ Belki de yanlış soruyu soruyoruz

“Bilinç nedir?” yerine şu daha verimli olabilir:

  • Bilinç ne yapar?

  • Hangi koşullarda ortaya çıkar?

  • Ne zaman kaybolur?

Bilim şu an bu yola kayıyor (uyku, anestezi, koma).


9️⃣ Bugünkü dürüst bilimsel durum

  • ❌ “Bilinç kuantumdur” → kanıt yok

  • ❌ “Bilinç sadece yanılsama” → açıklama eksik

  • ❌ “Bilinç ruhdur” → test edilemez

  • ✅ “Bilinç, beyinle güçlü biçimde bağlantılı ama indirgenemiyor”


🔚 Tek cümlelik net özet

Bilinç çözülemedi çünkü ölçebildiğimiz beyin süreçleriyle, yaşadığımız öznel deneyim arasında hâlâ açıklanamayan bir köprü var.

🧠 Bilinç – Gerçeklik Bağlamı Nedir?

1️⃣ Bilimsel düzey (net sınırlar)

Bilimsel olarak:

  • Gerçeklik bilinçten bağımsızdır

  • Atomlar, yıldızlar, aynadaki yansıma sen bakmasan da vardır

  • Bilinç gerçekliği yaratmaz, onu algılar ve yorumlar

Fizik: “Ne olur?”
Bilinç: “Bunu nasıl yaşarım?”

Bu ayrım çok kritik.


2️⃣ Peki “gözlemci etkisi” ne demekti?

Buradaki kilit düzeltme:

❌ Yanlış inanış

“Bakmazsak gerçeklik oluşmaz.”

✅ Doğru olan

Ölçüm yoksa kuantum sistem belirsizdirama bu bilincin müdahalesiyle değil, fiziksel etkileşimle ilgilidir.

Yani:

  • Gözünü kapatman → kuantumu serbest bırakmaz

  • Dedektörü kaldırman → bazı mikroskobik sistemlerde belirsizlik bırakır

Ama bu:

  • 🍎 Elmanın düşmesini

  • 🪞 Aynanın yansıtmasını

  • 🌍 Dünyanın dönmesini

etkilemez.


⚛️ “Gözlemci etkisini ortadan kaldırırsak her ihtimal mümkün mü?”

Kısa cevap:

❌ Hayır.
✅ Ama mikroskobik ölçekte belirsizlik artar.

Neden?

Kuantumda:

  • Ölçüm yokken sistem olasılık dağılımı ile tanımlanır

  • Ama bu “her şey aynı anda olur” demek değildir

Bu çok yanlış anlaşılan bir nokta.

Doğru ifade:

Ölçüm yokken hangi sonucun gerçekleşeceği belirli değildir,
ama hangi sonuçların mümkün olduğu zaten sınırlıdır.

📌 Yani:

  • İmkânsız olan, gözlem yok diye mümkün olmaz

  • Fizik yasaları hâlâ geçerlidir


🧿 “Gözümüzü kapatıp dilek dilemek” ne anlama geliyor?

Burada bilim değil, psikoloji + sembolizm konuşur.

1️⃣ Bilimsel–psikolojik anlamı

Gözleri kapatınca:

  • Dış uyaranlar azalır

  • Prefrontal korteks (dikkat/niyet) öne çıkar

  • Zihin iç modele döner

Bu şuna yarar:

  • İsteği netleştirmek

  • Duygusal bağ kurmak

  • Hedefi zihinde canlandırmak

👉 Bu kuantumu etkilemez

👉 Ama davranışlarını etkiler

Ve davranışlar:

  • Seçimleri değiştirir

  • Olasılıkları dolaylı olarak kaydırır


2️⃣ Ritüel neden işe yarıyor gibi hissedilir?

Çünkü ritüeller:

  • Belirsizlikte kontrol hissi verir

  • Niyeti pekiştirir

  • Zihni tek hedefe odaklar

Bu, psikolojide:

  • Placebo etkisi

  • Niyet çerçevesi (intention framing)
    olarak bilinir.

Ritüel, evreni değil
senin zihnini ayarlar


3️⃣ Felsefi katman (ince ama önemli)

Şurada bir hakikat var:

Gerçeklik tek olabilir
ama yaşanan gerçeklik, bilinçten geçer

Yani:

  • Aynı olay

  • Farklı insanlar

  • Farklı anlamlar

Bu yüzden insanlar şunu hisseder:

“Bakmadığımda daha çok ihtimal var.”

Aslında olan:

  • Yargı askıya alınıyor

  • Zihin “henüz karar vermediği” bir alana giriyor

Bu alan:

  • Umut

  • Olasılık

  • Açıklık


🔚 ÜÇ SORUYU TEK CÜMLEYLE BAĞLAYALIM

Bilinç gerçekliği yaratmaz ama yaşanan gerçekliği biçimlendirir; gözlemci etkisi mikroskobik ölçekte fiziksel etkileşimle ilgilidir, göz kapatıp dilek dilemek ise evreni değil, kendi zihnini olasılıklara açma ritüelidir.


Son net ayrım (çok önemli)

  • 🔬 Bilim: Göz kapamak evreni değiştirmez

  • 🧠 Psikoloji: Göz kapamak niyeti güçlendirir

  • 🧘 Felsefe: Bilinç, anlamı inşa eder

🧠 “Niyet” gerçekten davranışı nasıl değiştirir?

Kısa cevap (net):

Niyet, geleceği sihirli biçimde değiştirmez;
ama dikkatini, kararlarını ve tepkilerini sistematik olarak yeniden ayarlar.
Bu ayarlama, davranışlarını değiştirir → davranışlar da sonuçları.

Şimdi bunu mekanizma mekanizma açalım.


1️⃣ Niyet = Dikkat filtresi (en temel etki)

Beynin aynı anda her şeyi işleyemez. Bu yüzden bir filtre kullanır.

  • Niyet koyduğunda (ör. “daha sakin olacağım”)

  • Beyin, bu niyetle uyumlu uyaranları daha kolay fark eder

  • Uyumsuzları daha kolay eleyip görmezden gelir

📌 Bu, sihir değil; seçici dikkat.

Örnek:

Yeni araba almayı düşün → birden her yerde o arabayı görmeye başlarsın.

Araba çoğalmadı; senin filtren değişti.


2️⃣ Niyet = Mikro kararları yeniden programlar

Gün içinde aldığın kararların çoğu:

  • otomatik

  • hızlı

  • bilinçsizdir

Niyet:

  • bu otomatik kararların eşiklerini değiştirir

Örnek:

Niyet: “Daha sağlıklı besleneceğim”

Bu ne yapar?

  • Açlık hissini daha erken fark edersin

  • Alternatifleri daha hızlı değerlendirirsin

  • “Boşver” kararını biraz geciktirir

👉 Tek tek küçük farklar = büyük davranış değişimi


3️⃣ Niyet = Duygusal tepki süresini uzatır

Normalde:

Olay → duygu → refleks

Niyet olduğunda:

Olay → mikro duraklama → seçim → davranış

Bu mikro duraklama:

  • öfkeyi bastırmaz

  • ama yönlendirir

📌 Sinir sisteminde bu, prefrontal korteksin (kontrol) amygdala’ya (tepki) biraz daha baskın çıkması demektir.


4️⃣ Niyet = Kendinle tutarlılık baskısı yaratır

İnsan zihni tutarsızlıktan hoşlanmaz.

Bir niyeti bilinçli olarak koyduğunda:

  • Onun tersine davranmak zihinsel rahatsızlık yaratır

  • Beyin bu rahatsızlığı azaltmak için davranışı ayarlar

Bu mekanizma:

  • suçluluk değil

  • bilişsel uyum arayışıdır


5️⃣ Niyet = Hafızayı bile etkiler

İlginç ama gerçek:

  • Niyet koyduğun şeylerle ilgili anılar

  • daha kolay hatırlanır

  • daha güçlü duygusal iz bırakır

Bu da şunu yapar:

  • “Ben böyle biriyim” algısını güçlendirir

  • Kimlik yavaş yavaş değişir

👉 Davranış → kimlik

👉 Kimlik → davranış

Döngü oluşur.


6️⃣ Niyet neden bazen “oldu” gibi hissedilir?

Çünkü:

  • Niyet → davranış

  • Davranış → ortamı değiştirir

  • Ortam → fırsatları değiştirir

Ama zihin şunu yapar:

“Ben sadece niyet ettim, oldu.”

Aslında olan:

Niyet → bin küçük davranış → farklı sonuç


7️⃣ Niyetin işe yaramadığı durumlar

Çok önemli bu kısım.

Niyet işe yaramaz eğer:

  • Belirsizse (“iyi olacağım”)

  • Duygusal bağ yoksa

  • Davranışa çevrilmiyorsa

  • Tekrarlanmazsa

Yani:

Niyet = tek başına dilek değil
Niyet = yön belirleyici


🔚 Tek cümlelik net özet

Niyet, evreni değil; dikkati, karar eşiğini ve tepkileri değiştirir. Bu değişim davranışları, davranışlar da sonuçları dönüştürür.

Bir sabah uyanıyoruz ve tüm saatler, takvimler, sistemler 2150 yılını gösteriyor.

Çok güçlü bir düşünce deneyi sordun kanki. Bunu psikoloji + sosyoloji + felsefe + fizik ekseninde, net katmanlara ayırarak anlatayım.


Senaryo

 

Bir sabah uyanıyoruz ve tüm saatler, takvimler, sistemler 2150 yılını gösteriyor. Kimse 2025’i hatırlamıyor, her şey resmî olarak 2150.

Bireysel Zaman Algısı Ne Olur?

🧠 İnsan için zaman = hafıza + beklenti


***İnsan zamanı saatten değil, şu üç şeyden algılar:


  • Geçmiş anılar

  • Şimdiki deneyim

  • Geleceğe dair beklenti

📌 Eğer:

  • Anılar değişmediyse“Bu saçma, ben dün 2025’teydim” dersin

  • Anılar da yeniden yazıldıysa“2150’de yaşıyorum” senin için gerçek olur

👉 Algıyı belirleyen rakam değil, hafızadır.

 

***Kolektif Bilinç Değişir mi?


🔗 Evet, ama şartlı.

Kolektif bilinç;

“Herkesin aynı şeye aynı anlamı vermesi”dir.

Eğer:

  • Devlet

  • Eğitim

  • Medya

  • Dijital arşivler

  • Aile anlatıları

hepsi 2150 diyorsa, bireysel itirazlar zamanla söner.

📌 Tarihte benzeri oldu:

  • Takvim reformları

  • İmparatorluk dönemleri

  • Rejim değişimleri

Ama burada fark şu:

Sadece isim değil, zaman sıçratılıyor.


***Gerçeklik Değişir mi?


⚠️ Kritik ayrım:

Algı ≠ Fiziksel gerçeklik

  • Güneş yine 24 saatte döner

  • İnsan bedeni yine yaşlanır

  • Teknoloji seviyesi yine aynı kalır

Ama:

Toplumsal gerçeklik değişir

📌 İnsanlar:

  • “Ben 2150’de doğdum”

  • “Geçmiş ilkel bir dönemdi”

  • “Biz çok ileriyiz”

demeye başlar.

Bu şuna benzer:

Aynı film, farklı altyazı.

 

***En Tehlikeli Sonuç: “Zamanın Meşruiyeti”


Bu deneyin en sarsıcı etkisi şu olur:

⏳ İnsan şunu fark eder:

“Demek ki zaman dediğim şey sayısal bir uzlaşmaymış.”

Bu farkındalık iki yol açar:


🟥 A) Çöküş Senaryosu

  • Anlam krizi

  • Kimlik dağılması

  • “Hiçbir şey gerçek değil” hissi

  • Varoluşsal boşluk


🟩 B) Uyanış Senaryosu

  • İnsan zamanı araç olarak görür

  • Anda kalma artar

  • “Gerçek olan yaşadığım an” bilinci

  • Dogmalar zayıflar


***Peki Fizik Açısından?


Zaman fiziksel olarak:

  • Entropi

  • Nedensellik

  • Değişim oranı

ile ölçülür.

📌 Takvim değişse bile:

  • Entropi yönü değişmez

  • Neden → sonuç bozulmaz

Yani:

Evren 2025’te kalır, zihin 2150’ye taşınır.

 

***En Kısa Özet (Tokat Gibi)


🔥 Zamanın rakamı değil, hikâyesi kolektif bilinci şekillendirir.

  • Saat değişirse → algı sarsılır

  • Hafıza değişirse → gerçeklik değişir

  • Herkes inanırsa → sistem çalışır

  • Fizik umursamaz → evren yoluna devam eder


***Son Cümle (Derin)

 

İnsan zamanı ölçmez.
İnsan zamana inanır.


***Tanım: Kolektif Bilinçte Zaman Kırılması Nedir?


Kolektif bilinçte zaman kırılması, bir toplumun:

  • geçmişi,

  • bugünü,

  • geleceği

aynı anlatı içinde tutamaması durumudur.

📌 Yani:

Zaman akmaya devam eder ama anlam sürekliliği kopar.

Bu bir saat bozulması değil;
zamanın hikâyesinin bozulmasıdır.


***Zaman Neden Kolektif Bir İnşadır?


İnsan zamanı doğrudan algılamaz. Zaman:

  • takvimle,

  • tarih anlatılarıyla,

  • kuşaklar arası hikâyelerle

ortaklaşa kurulur.

Burada kritik nokta şudur:

Zaman = toplumsal mutabakat + hafıza

Bu yüzden kolektif bilinçte zaman;
fiziksel değil, anlamsal bir eksendir.


***Zaman Kırılması Nasıl Oluşur? (Mekanizma)


Zaman kırılması genellikle şu 4 adımda gelişir:

🔹 1. Geçmişin İtibarsızlaştırılması

  • “Eskiler cahildi”

  • “O dönem yanlıştı”

  • “Tarih yalan yazıldı”

📌 Hafıza çözülür.


🔹 2. Bugünün Aşırı Mutlaklaştırılması

  • “Şimdi en doğru zaman”

  • “Biz en ileri noktadayız”

  • “Artık her şey değişti”

📌 An kopar, süreklilik kaybolur.


🔹 3. Geleceğin Aşırı Yüceltilmesi veya Boşaltılması

  • Ya ütopya: “Her şey mükemmel olacak”

  • Ya distopya: “Zaten her şey bitecek”

📌 Gelecek, rehber olmaktan çıkar.


🔹 4. Zamanın Anlamsal Çöküşü

Son aşamada toplum şunu yaşar:

“Ne için yaşıyoruz?”
“Nereye gidiyoruz?”

Bu nokta kolektif varoluş krizidir.


***Kolektif Bilinç Üzerindeki Etkiler


🧠 Psikolojik Etkiler

  • Sürekli acele hissi

  • Anlamsız yorgunluk

  • “Geç kalmışlık” duygusu

  • Kimlik bulanıklığı


🧩 Sosyolojik Etkiler

  • Kuşaklar arası kopuş

  • Gelenek–yenilik çatışması

  • Sürekli “reset” ihtiyacı

  • Sabırsız toplum modeli


🕳️ Felsefi Etki

Zaman kırıldığında şu inanç zayıflar:

“Hayat bir yolculuktur”

Yerine şu gelir:

“Hayat bir dizi kopuk an”

 

***Jung Perspektifi (Derin Katman)


Carl Gustav Jung’a göre kolektif bilinçdışı:

  • zamansızdır

  • arketiplerle çalışır

  • kuşaklar arası akar

📌 Zaman kırılması, arketipsel akışın da bozulması demektir.

Bu durumda:

  • Kahraman arketipi kaybolur

  • Bilge figürü itibarsızlaşır

  • Gölge kontrolsüz büyür

Toplum “ilerler” ama olgunlaşamaz.


***Modern Dünyada Zaman Kırılması Belirtileri


Bugün açıkça gördüğümüz işaretler:

  • 📱 Sürekli bildirim → an parçalanması

  • ⏱️ “Hemen şimdi” kültürü → sabır ölümü

  • 🔄 Trend bağımlılığı → süreklilik kaybı

  • 🤖 Yapay hız → biyolojik uyumsuzluk

İnsan bedeni hâlâ yavaş,
zihin hiper hızlı yaşamak zorunda.

Bu uyumsuzluk → kolektif stres üretir.


***Zaman Kırılması Gerçekliği Değiştirir mi?


❌ Fiziksel gerçekliği değiştirmez
Toplumsal gerçekliği değiştirir

İnsanlar:

  • kısa vadeli düşünür

  • uzun vadeli sorumluluk almaz

  • “nasılsa değişecek” zihniyetiyle yaşar

Bu da: sürdürülemez sistemler üretir.


***Çıkış Yolu: Zaman Onarımı


Zaman kırılmasını onarmak için:

✔️ Geçmişi romantize etmeden sahiplenmek

✔️ Anı mutlaklaştırmadan yaşamak

✔️ Geleceği kehanet değil, yön olarak görmek

Bireysel düzeyde:

  • ritim

  • tekrar

  • anlam

Toplumsal düzeyde:

  • hikâye

  • değer

  • süreklilik

yeniden kurulur.


***Tek Cümlelik Özet


 Zaman kırıldığında saatler çalışır, ama insan yönünü kaybeder. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sapiens - Yuval Noah Harari

Elektrik Motorları

Gemini ile bilim ve felsefe (part1)