Theodor Herzl'den David Ben-Gurion'a
Theodor Herzl'den David Ben-Gurion'a: İsrail Devleti Nasıl Kuruldu?
20. yüzyılın en önemli jeopolitik olaylarından biri, 1948 yılında İsrail Devleti'nin kurulmasıdır. Bu olay yalnızca Yahudi halkının tarihinde değil, Orta Doğu'nun ve dünyanın siyasi dengelerinde de derin etkiler yaratmıştır.
İsrail'in kuruluş süreci tek bir olayın sonucu değildir.
Avrupa'da yükselen antisemitizm, milliyetçilik akımları, Siyonizm hareketi, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşü, İngiliz mandası dönemi ve İkinci Dünya Savaşı gibi birçok gelişmenin birleşimiyle ortaya çıkmıştır.
Bu sürecin en önemli iki ismi ise Theodor Herzl ve David Ben-Gurion'dur.
Theodor Herzl Kimdir?
Theodor Herzl (1860-1904), modern Siyonizmin kurucusu kabul edilir.
Macaristan'ın Budapeşte kentinde doğan Herzl, gazeteci ve yazardı.
19. yüzyıl sonlarında Avrupa'da Yahudilere yönelik ayrımcılık ve baskılar artarken Herzl şu sonuca ulaştı:
Yahudiler yaşadıkları ülkelerde tam anlamıyla kabul edilmeyeceklerdir. Kalıcı çözüm kendi devletlerini kurmalarıdır.
1896 yılında yayımladığı "Der Judenstaat" (Yahudi Devleti) adlı eserinde Yahudiler için bağımsız bir devlet fikrini savundu.
Birinci Siyonist Kongre
1897 yılında İsviçre'nin Basel kentinde Birinci Siyonist Kongre toplandı.
Herzl burada şu tarihi ifadeyi kullandı:
"Bugün Basel'de Yahudi Devleti'ni kurdum. Belki herkes bunu bugün anlamayacak, fakat elli yıl içinde herkes görecek."
İlginçtir ki yaklaşık 51 yıl sonra İsrail Devleti kurulmuştur.
Filistin'in Durumu
O dönemde Filistin, Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçasıydı.
Nüfusun büyük çoğunluğunu Arap Müslümanlar ve Hristiyanlar oluşturuyordu.
Yahudi nüfus ise azınlıktaydı.
Herzl, Osmanlı yönetiminden Filistin'de Yahudi yerleşimleri için çeşitli girişimlerde bulundu ancak istediği sonucu elde edemedi.
Osmanlı'nın Çöküşü ve İngiliz Mandası
Birinci Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı İmparatorluğu bölgeden çekildi.
Filistin, İngiltere'nin kontrolüne geçti.
1917 yılında yayımlanan Balfour Deklarasyonu, İngiliz hükümetinin Filistin'de Yahudi halkı için bir "ulusal yurt" kurulmasını desteklediğini açıkladı.
Bu gelişme Yahudi göçlerini hızlandırırken Arap toplumunda ciddi endişeler oluşturdu.
Avrupa'dan Filistin'e Göçler
1920-1940 yılları arasında Avrupa'dan yüz binlerce Yahudi Filistin'e göç etti.
Bu göçlerin temel sebepleri:
- Antisemitizm
- Ekonomik baskılar
- Nazi Almanyası'nın yükselişi
- İkinci Dünya Savaşı
özellikle de Holokost'tu.
Altı milyondan fazla Yahudi'nin öldürülmesi, dünya kamuoyunda Yahudi devleti fikrine yönelik desteği artırdı.
David Ben-Gurion Kimdir?
David Ben-Gurion (1886-1973), İsrail Devleti'nin kurucu lideri ve ilk başbakanıdır.
Genç yaşta Filistin'e göç eden Ben-Gurion, Yahudi yerleşim hareketlerinin örgütlenmesinde önemli rol oynadı.
Herzl'in fikirlerini pratiğe dönüştüren isimlerden biri olarak kabul edilir.
Eğer Herzl düşüncenin mimarıysa, Ben-Gurion uygulamanın lideridir.
Birleşmiş Milletler Bölünme Planı
1947 yılında Birleşmiş Milletler Filistin'i iki devlete ayırmayı önerdi:
- Bir Yahudi devleti
- Bir Arap devleti
Kudüs ise uluslararası statüye sahip olacaktı.
Yahudi liderler planı kabul etti.
Arap liderler ise reddetti.
Bu karar bölgede çatışmaları artırdı.
İsrail Devleti'nin İlanı
14 Mayıs 1948 tarihinde David Ben-Gurion Tel Aviv'de İsrail Devleti'nin kurulduğunu ilan etti.
Ertesi gün Mısır, Ürdün, Suriye, Lübnan ve Irak'ın da içinde bulunduğu Arap devletleri askeri müdahalede bulundu.
Böylece Birinci Arap-İsrail Savaşı başladı.
Filistinlilerin Perspektifi: Nakba
Filistinliler açısından 1948 yılı "Nakba" yani "Büyük Felaket" olarak anılır.
Çünkü savaş sırasında yüz binlerce Filistinli evlerini terk etmek zorunda kaldı veya yerinden edildi.
Bu olay günümüzde de Filistin meselesinin merkezinde yer almaktadır.
Dolayısıyla aynı tarihsel olay:
- Yahudiler için bağımsızlık,
- Filistinliler için ise kayıp ve göç
anlamına gelmektedir.
Herzl ve Ben-Gurion Arasındaki Bağ
Herzl, İsrail Devleti'nin kuruluşunu göremeden 1904 yılında hayatını kaybetti.
Ancak onun ortaya koyduğu siyasi Siyonizm fikri, sonraki nesiller için yol haritası oldu.
Ben-Gurion ise Herzl'in hayalini siyasi ve askeri açıdan gerçekleştiren lider olarak tarihe geçti.
Bu nedenle İsrail tarih yazımında:
Herzl "vizyoner",
Ben-Gurion ise "kurucu lider"
olarak anılır.
Günümüze Etkileri
1948'de başlayan süreç bugün hâlâ dünya siyasetinin en önemli meselelerinden biridir.
İsrail-Filistin çatışması;
- sınırlar,
- mülteciler,
- Kudüs'ün statüsü,
- güvenlik,
- insan hakları
gibi birçok başlığı içermektedir.
Bu nedenle İsrail'in kuruluşu yalnızca geçmişte kalmış bir olay değil, günümüzü de şekillendiren tarihsel bir dönüm noktasıdır.
Sonuç
İsrail Devleti'nin kuruluşu, Theodor Herzl'in ortaya attığı siyasi fikirlerle başlamış, David Ben-Gurion'un liderliğinde somut bir devlete dönüşmüştür.
Ancak bu süreç yalnızca bir ulusun bağımsızlık hikâyesi olarak değil, aynı zamanda Filistin halkının yaşadığı büyük dönüşüm ve acılarla birlikte değerlendirilmelidir.
Tarihi anlamanın en sağlıklı yolu, olayları farklı tarafların bakış açılarıyla inceleyebilmektir. İsrail'in kuruluşu da böyle çok katmanlı ve karmaşık bir tarihsel sürecin ürünüdür.
Abdülhamid ve Theodor Herzl: Filistin Toprakları Gerçekten Satılmak İstendi mi?
İsrail'in kuruluş sürecinde en çok tartışılan konulardan biri, Siyonizmin kurucusu kabul edilen Theodor Herzl'in Sultan II. Abdülhamid ile yaptığı görüşmelerdir.
Popüler anlatılarda sıkça şu ifade yer alır:
"Herzl Filistin'i satın almak istedi, Abdülhamid ise bunu kesin bir şekilde reddetti."
Peki gerçekte ne yaşandı?
Bu sorunun cevabı hem Osmanlı'nın son dönemini hem de günümüz Orta Doğu siyasetini anlamak açısından önemlidir.
Osmanlı'nın Zor Dönemi
19. yüzyılın sonlarına gelindiğinde Osmanlı Devleti ciddi ekonomik sıkıntılar içindeydi.
Karşı karşıya olduğu sorunlar:
Dış borçlar
Balkan isyanları
Avrupa devletlerinin baskısı
Toprak kayıpları
Sanayileşememe
Devlet mali açıdan oldukça zor durumdaydı.
Tam bu dönemde Avrupa'da yeni bir hareket yükseliyordu:
Siyonizm.
Herzl'in Hedefi Ne İdi?
Theodor Herzl'e göre Yahudiler için güvenli bir gelecek ancak kendi devletlerinin kurulmasıyla mümkün olabilirdi.
Bu devlet için düşünülen en önemli bölge ise tarihsel ve dini nedenlerle Filistin'di.
Fakat Filistin Osmanlı toprağıydı.
Bu nedenle Herzl'in önündeki en büyük engel Sultan II. Abdülhamid'di.
Herzl'in Teklifleri
1896 ile 1902 yılları arasında Herzl çeşitli arabulucular kullanarak Osmanlı yönetimiyle temas kurdu.
Öneriler arasında:
Osmanlı dış borçlarının bir kısmının ödenmesi
Avrupa'dan finansal destek sağlanması
Yahudi göçmenlere yerleşim izni verilmesi
gibi teklifler bulunuyordu.
Burada önemli nokta şudur:
Herzl doğrudan "Filistin'i satın alıyorum" şeklinde bir teklif sunmamıştır.
Amaç, Filistin'de geniş çaplı Yahudi yerleşimi için siyasi ve hukuki ayrıcalık elde etmekti.
Abdülhamid'in Cevabı
Sultan II. Abdülhamid'in konuya yaklaşımı oldukça netti.
Kaynaklarda geçen ve tarih kitaplarında sıkça aktarılan ifadelerden biri şöyledir:
"Ben bir karış dahi toprak satmam. Çünkü bu vatan bana değil milletime aittir."
Abdülhamid'e göre Filistin yalnızca ekonomik bir mesele değildi.
Aynı zamanda:
Stratejik
Dini
Siyasi
öneme sahipti.
Özellikle Kudüs'ün İslam dünyasındaki konumu nedeniyle bölgenin özel bir statüsü vardı.
Abdülhamid Neden Karşı Çıktı?
1. Demografik Değişim Korkusu
Osmanlı yönetimi yoğun Yahudi göçünün ileride siyasi taleplere dönüşebileceğini düşünüyordu.
Bugünden bakıldığında bu endişenin tamamen temelsiz olmadığı görülmektedir.
Çünkü sonraki yıllarda göçler bağımsız devlet fikrinin temelini oluşturmuştur.
2. Kudüs'ün Dini Önemi
Kudüs;
İslam,
Hristiyanlık,
Yahudilik
için kutsal kabul edilir.
Bu nedenle bölgenin kontrolü yalnızca siyasi değil dini bir meseleydi.
3. Avrupa Müdahalesi Endişesi
Abdülhamid, Avrupa devletlerinin Filistin üzerinden Osmanlı iç işlerine müdahale edebileceğini düşünüyordu.
Bu nedenle yabancı nüfuzun artmasına sıcak bakmadı.
Buna Rağmen Göçler Durdu mu?
Hayır.
Abdülhamid döneminde bazı kısıtlamalar getirildi.
Ancak bireysel yollarla ve farklı yöntemlerle Yahudi göçleri tamamen engellenemedi.
Özellikle:
Rusya
Polonya
Doğu Avrupa
kökenli Yahudiler Filistin'e yerleşmeye devam etti.
Abdülhamid Sonrası Dönem
1909 yılında Abdülhamid tahttan indirildi.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı Filistin üzerindeki hakimiyetini kaybetti.
1917'de yayımlanan Balfour Deklarasyonu ile İngiltere, Filistin'de Yahudiler için ulusal yurt kurulmasını desteklediğini açıkladı.
Bu gelişme Siyonist hareket için tarihi bir dönüm noktası oldu.
Herzl'in Ölümü ve Gerçekleşen Hayal
Theodor Herzl 1904 yılında öldü.
İsrail Devleti'nin kuruluşunu göremedi.
Ancak ortaya koyduğu siyasi program sonraki nesiller tarafından sürdürüldü.
1948 yılında David Ben-Gurion İsrail Devleti'nin kuruluşunu ilan etti.
Herzl'in Basel Kongresi'nde kurduğu hayal yaklaşık yarım yüzyıl sonra gerçeğe dönüşmüş oldu.
Tarihin İki Farklı Yorumu
Bu olaylar günümüzde farklı şekillerde yorumlanmaktadır.
İsrail Perspektifi
Herzl bir ulusal kurtuluş hareketinin lideridir.
İsrail, Yahudi halkının güvenliğini sağlamak için kurulmuştur.
Filistin Perspektifi
Göçler yerel nüfusun yapısını değiştirmiştir.
İsrail'in kuruluşu büyük bir yerinden edilme sürecine yol açmıştır.
Bu nedenle aynı olay farklı toplumlarda farklı tarihsel hafızalar oluşturmuştur.
Sonuç
Abdülhamid ile Herzl arasındaki görüşmeler, yalnızca iki kişinin karşılaşması değil; iki farklı tarihsel vizyonun çatışmasıydı.
Bir tarafta dağılmakta olan çok uluslu bir imparatorluk,
Diğer tarafta kendi devletini kurmak isteyen modern bir milliyetçilik hareketi vardı.
Bugün İsrail-Filistin meselesini anlamak isteyen herkes için Abdülhamid-Herzl görüşmeleri, sürecin başlangıç noktalarından biri olarak önemini korumaktadır.
Tarih bize şunu gösteriyor:
Bazen birkaç görüşme başarısız olur; ancak o görüşmelerin etkileri yüz yıl boyunca dünya siyasetini şekillendirebilir.
"Abdülhamid bir toprağı korumaya çalışıyordu; Herzl ise henüz var olmayan bir devleti kurmaya. Tarih, bu iki iradenin kesiştiği noktada yeni bir çağın kapısını açtı."
Yorumlar
Yorum Gönder