Carl Jung ve I Ching
Carl Jung ve I Ching: Eşzamanlılığın Bilgeliği
Batı psikolojisinin en önemli isimlerinden biri olan Carl Gustav Jung, insan ruhunu anlamak için yalnızca bilimsel yöntemlerle yetinmedi.
Mitolojilerden, dinlerden, simyalardan ve kadim bilgeliğin kaynaklarından da yararlandı. Onun özellikle ilgi duyduğu eserlerden biri, yaklaşık 3000 yıllık Çin bilgeliğinin ürünü olan I Ching yani "Değişimler Kitabı" idi.
Jung'a göre I Ching yalnızca bir kehanet kitabı değildi. İnsan bilincinin derinlikleriyle evren arasında görünmez bağlar kuran sembolik bir rehberdi.
I Ching Nedir?
I Ching (Yi Jing), Çin'in en eski metinlerinden biridir.
Temel düşüncesi şudur:
Evrende değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.
Kitap, 64 adet hexagramdan oluşur. Her hexagram altı çizginin farklı kombinasyonlarıyla meydana gelir.
Çizgiler:
Kesintisiz çizgi = Yang
Kesik çizgi = Yin
Bu semboller;
Gece ve gündüzü
Kadın ve erkeği
Pasif ve aktifi
Düzeni ve kaosu
temsil eder.
Çin düşüncesine göre insan yaşamındaki her olay bu iki temel enerjinin etkileşiminden doğar.
Jung'un I Ching'e Olan İlgisi
Jung, hayatı boyunca bilinçdışının yapısını anlamaya çalıştı.
Rüyalar üzerinde yaptığı çalışmalar sırasında ilginç bir şey fark etti:
İnsanlar bazen birbirinden bağımsız gibi görünen olaylar arasında anlamlı bağlantılar kuruyordu.
Bilim bunu tesadüf olarak açıklıyordu.
Ancak Jung bunun daha derin bir mekanizma olduğunu düşünüyordu.
Bu düşünce onu I Ching'e yaklaştırdı.
Çünkü I Ching de olaylar arasındaki görünmez anlam ilişkilerini açıklamaya çalışıyordu.
Eşzamanlılık (Synchronicity)
Jung'un en ünlü kavramlarından biri:
Eşzamanlılık
Birbiriyle fiziksel olarak bağlantısı olmayan iki olayın anlamlı biçimde kesişmesidir.
Örneğin:
Bir kişi uzun süredir görmediği bir arkadaşını düşünür.
Tam o sırada telefon çalar.
Arayan kişi o arkadaştır.
Bilim buna rastlantı diyebilir.
Jung ise şöyle der:"Nedensel bir bağ olmayabilir, fakat anlamlı bir bağ vardır."
I Ching tam olarak bu ilke üzerine çalışır.
Jung'un Ünlü Böcek Hikâyesi
Jung'un kliniğinde yaşanan olay psikoloji tarihinin en meşhur hikâyelerinden biridir.
Bir danışanı rüyasında altın bir böcek gördüğünü anlatıyordu.
Tam o sırada pencereye bir böcek çarptı.
Jung pencereyi açtı ve böceği içeri aldı.
Böcek, Avrupa'da "altın skarabe" olarak bilinen türlerden biriydi.
Danışan şok olmuştu.
Bu olay danışanın psikolojik dönüşüm sürecinde önemli bir kırılma noktası oldu.
Jung bu tür olayların sıradan tesadüflerden daha derin anlamlar taşıyabileceğini düşünüyordu.
Kolektif Bilinçdışı ve I Ching
Jung'un bir diğer önemli kavramı:
Kolektif Bilinçdışı
Jung'a göre bütün insanlık ortak sembollerin bulunduğu bir bilinç alanını paylaşır.
Buna kolektif bilinçdışı adını verdi.
Bu alanda:
Kahraman
Bilge ihtiyar
Anne
Gölge
Yeniden doğuş
gibi evrensel arketipler bulunur.
I Ching'in hexagramları da Jung'a göre bu arketiplerin sembolik ifadeleriydi.
I Ching Bir Kehanet Kitabı mı?
Jung bu konuda oldukça dikkatliydi.
Ona göre I Ching geleceği kesin olarak söylemez.
Daha çok kişinin mevcut ruhsal durumunu ortaya koyar.
Bir aynaya benzer.
Nasıl ki ayna yüzümüzü gösteriyorsa, I Ching de bilinçdışımızdaki eğilimleri semboller aracılığıyla gösterir.
Bu yüzden Jung:
"I Ching geleceği söylemez, olasılıkları ve yönelimleri gösterir."
der.
Modern Bilim ve Jung'un Görüşleri
Bugün psikoloji dünyasının tamamı Jung'un eşzamanlılık teorisini kabul etmiş değildir.
Ancak kuantum fiziği, karmaşık sistemler teorisi ve bilinç araştırmaları gibi alanlarda bazı bilim insanları Jung'un düşüncelerini yeniden değerlendirmektedir.
Özellikle şu soru hâlâ tartışılmaktadır:
Evren yalnızca neden-sonuç ilişkileriyle mi çalışır, yoksa anlam ilişkileri de gerçekliğin bir parçası mıdır?
Bu soru günümüzde de cevabını tam olarak bulmuş değildir.
Günümüz İnsanına Verdiği Mesaj
Modern insan sürekli veri, hız ve mantık içinde yaşamaktadır.
Fakat Jung'a göre insan yalnızca mantıktan ibaret değildir.
iç dünyamızın bize gönderdiği mesajlar olabilir.
I Ching'in en önemli öğretisi şudur:
Hayat düz bir çizgi değil, sürekli değişen bir akıştır.
Direnen kırılır.
Uyum sağlayan gelişir.
Sonuç
Carl Jung ve I Ching'in kesişim noktası, insanın yalnızca maddi dünyada yaşayan bir varlık olmadığı düşüncesidir.
Jung, bilinçdışının semboller diliyle konuştuğunu savunurken, I Ching bu dili binlerce yıldır hexagramlar aracılığıyla anlatmaktadır.
Belki de Jung'un bu kitaba duyduğu ilginin nedeni buydu:
İnsan ruhunun derinliklerinde, aklın açıklayamadığı fakat kalbin sezebildiği bir düzen olduğuna inanıyordu.
Ve I Ching, bu gizemli düzenin en eski haritalarından biri olabilir.
Yorumlar
Yorum Gönder