Kayıtlar

Moby Dick: İnsan Zihninin Beyaz Balinası - Herman Melville

Resim
Herman Melville’in Moby Dick’i yalnızca bir balina avı romanı değildir. Belki de asıl avlanan şey balina değil, insan zihnidir. 1851 yılında yayımlanan Moby Dick , yüzeyde Kaptan Ahab’ın kendisini sakat bırakan dev beyaz balina Moby Dick’ten intikam alma hikâyesidir.  Fakat roman ilerledikçe deniz bir bilinç alanına, balina çözülemeyen gerçekliğe, Ahab ise tek bir düşüncenin esiri olmuş insan zihnine dönüşür.  Bu nedenle Moby Dick ’i yalnızca “insan ve doğa arasındaki mücadele” olarak okumak eksik kalır. Romanın daha derindeki sorusu şudur: İnsan, anlayamadığı bir dünyada yaşamaya mı çalışır; yoksa dünyayı kendi zihnindeki anlama uymaya mı zorlar? 🐋 Moby Dick: Balina mı, insan zihninin yansıması mı? Romanın en güçlü taraflarından biri, Moby Dick’in neyi temsil ettiğini hiçbir zaman kesin biçimde söylememesidir. Balina aynı anda doğa, ölüm, kader, Tanrı, kötülük, bilinmezlik veya yalnızca bir hayvan olarak okunabilir.  Melville’in özellikle “beyazlık” üzerinden kurduğu se...

Mısır Piramitleri Tek Görselde Özet

Resim
 

İnsan her şeyi okuyarak öğrenebilir mi? İlim, insanın ne kadar çok şey bildiği değil; bildiklerinin onda neye dönüştüğüdür.

Resim
“Ledün” kelimesi Kur’an’daki Kehf 18:65’te geçen “min ledünnâ ilmen” — “katımızdan bir ilim” ifadesiyle ilişkilidir.  Tasavvuf geleneğinde ilm-i ledün , yalnızca kitap okuyarak veya aklî çıkarımla elde edilen bilgiden farklı olarak, Allah’ın kuluna lütfettiği manevî/içsel bilgi ve idrak anlamında kullanılır. En meşhur örnek Hz. Musa ile Hızır kıssasıdır.   Musa’nın ilk bakışta anlamlandıramadığı olayların Hızır tarafından daha sonra açıklanması, görünen sebebin arkasında insanın başlangıçta fark edemediği bir hikmet bulunabileceği fikrini anlatır. Fakat bunu “geleceği bilmek, insanların zihnini okumak, gizli güçlere sahip olmak” şeklinde anlamak doğru olmaz.  Tasavvufî kullanımda daha çok marifet, basiret, hikmet ve kalbe doğan anlayış çerçevesindedir. İmam Gazâlî ve eşkıya hikâyesi Gazâlî’nin hayatıyla ilgili meşhur anlatıya göre gençliğinde ilim tahsili için Cürcan’a gider. Dönüş yolunda kafile eşkıyalar tarafından soyulur. Gazâlî’nin yanında yıllarca tuttuğu ders n...

Olasılıksız – Adam Fawer: Tesadüf Diye Bir Şey Var mı?

Resim
Olasılıksız – Adam Fawer: Tesadüf Diye Bir Şey Var mı? Hayatımız boyunca sayısız karar veriyoruz.  Sabah hangi saatte kalkacağımızdan kiminle evleneceğimize, hangi yoldan işe gideceğimizden hangi mesleği seçeceğimize kadar… Peki verdiğimiz bütün bu kararların sonucu aslında önceden hesaplanabiliyor olsaydı? Bir insan yeterince fazla bilgiye sahip olduğunda gelecekte ne olacağını tahmin edebilir miydi? Adam Fawer’ın Olasılıksız (Improbable) romanı tam olarak bu soruların peşinden gidiyor. Matematik, olasılık teorisi, nörobilim, determinizm ve özgür irade gibi konuları sürükleyici bir gerilim hikâyesinin içine yerleştiren kitap, bilimkurgu ile felsefeyi oldukça ilginç bir noktada buluşturuyor. David Caine ve Olasılıkların Dünyası Romanın merkezinde David Caine bulunuyor. Caine, olasılık teorisi konusunda oldukça yetenekli bir akademisyen olmasına rağmen hayatı pek de kontrol altında değildir. Özellikle kumar tutkusu ve yaşadığı sağlık sorunları onu giderek daha tehlikeli bir noktaya...

Yüzyıllık Yalnızlık – Gabriel García Márquez

Resim
Bir Ailenin Yedi Kuşağa Yayılan Yalnızlık Hikâyesi Gabriel García Márquez’in Yüzyıllık Yalnızlık adlı romanı, yalnızca Buendía ailesinin hikâyesini değil; insanın geçmişinden kaçamamasını, aynı hataların kuşaktan kuşağa tekrar etmesini ve yalnızlığın farklı biçimlerini anlatan büyük bir edebiyat eseridir. 1967 yılında yayımlanan roman, Márquez’in en önemli eserlerinden biri kabul edilir ve büyülü gerçekçilik denildiğinde akla gelen başlıca romanlardandır. Macondo: Dünyadan Uzak Bir Kasaba Hikâye, José Arcadio Buendía ve Úrsula Iguarán çiftinin Macondo adlı kasabayı kurmasıyla başlar. Başlangıçta Macondo, dış dünyadan neredeyse tamamen kopuk, küçük ve masum bir yerleşimdir. Ancak yıllar geçtikçe kasaba büyür; savaşlar, siyasi çatışmalar, teknolojik gelişmeler, yabancı şirketler ve ekonomik değişimler Macondo'ya ulaşır. Böylece kasabanın hikâyesi, Buendía ailesinin hikâyesiyle birlikte ilerler. Bir aile doğar, büyür, zenginleşir, parçalanır ve yavaş yavaş yok oluşa doğru giderken...