İnsan her şeyi okuyarak öğrenebilir mi? İlim, insanın ne kadar çok şey bildiği değil; bildiklerinin onda neye dönüştüğüdür.
“Ledün” kelimesi Kur’an’daki Kehf 18:65’te geçen “min ledünnâ ilmen” — “katımızdan bir ilim” ifadesiyle ilişkilidir. Tasavvuf geleneğinde ilm-i ledün , yalnızca kitap okuyarak veya aklî çıkarımla elde edilen bilgiden farklı olarak, Allah’ın kuluna lütfettiği manevî/içsel bilgi ve idrak anlamında kullanılır. En meşhur örnek Hz. Musa ile Hızır kıssasıdır. Musa’nın ilk bakışta anlamlandıramadığı olayların Hızır tarafından daha sonra açıklanması, görünen sebebin arkasında insanın başlangıçta fark edemediği bir hikmet bulunabileceği fikrini anlatır. Fakat bunu “geleceği bilmek, insanların zihnini okumak, gizli güçlere sahip olmak” şeklinde anlamak doğru olmaz. Tasavvufî kullanımda daha çok marifet, basiret, hikmet ve kalbe doğan anlayış çerçevesindedir. İmam Gazâlî ve eşkıya hikâyesi Gazâlî’nin hayatıyla ilgili meşhur anlatıya göre gençliğinde ilim tahsili için Cürcan’a gider. Dönüş yolunda kafile eşkıyalar tarafından soyulur. Gazâlî’nin yanında yıllarca tuttuğu ders n...